<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TRABZON ARAKLI DEĞİRMENCİK KÖYÜ WEB SİTESİ</title>
	<atom:link href="http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.degirmencikkoyu.com</link>
	<description>TRABZON ARAKLI AĞNASIN WEB SİTESİ</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Mar 2012 12:22:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Mehmet Aksoy’a ait eve giren hırsızlar bakır eşyaları çaldılar.</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=291</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=291#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2012 12:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Eve]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Nbsp]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=291</guid>
		<description><![CDATA[Köylerde yaşanan hırsızlık olayları devam ediyor. Şimdiye kadar Değirmencik Köyü’nde mevcut evlerin çoğunda bakır eşyaları çalan hırsızların son hedefi merhum Mehmet Aksoy’un Orta Mahalle’deki evi oldu. Köy sakinlerinden Abdullah Demirbaş’ın vermiş olduğu bilgiye göre, daha önce merhum Osman Çınar’ın evini soyan hırsızlar geçtiğimiz günler de , Mehmet Aksoy’un evine girerek ne kadar bakırdan yapılan eşya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCF1308.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-292" title="DSCF1308" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/03/DSCF1308.jpg" alt="" width="500" height="383" /></a></p>
<p>Köylerde yaşanan hırsızlık olayları devam ediyor. Şimdiye kadar Değirmencik Köyü’nde mevcut evlerin çoğunda bakır eşyaları çalan hırsızların son hedefi merhum Mehmet Aksoy’un Orta Mahalle’deki evi oldu.</p>
<p>Köy sakinlerinden Abdullah Demirbaş’ın vermiş olduğu bilgiye göre, daha önce merhum Osman Çınar’ın evini soyan hırsızlar geçtiğimiz günler de , Mehmet Aksoy’un evine girerek ne kadar bakırdan yapılan eşya varsa hepsini çalarak kayıplara karıştılar.</p>
<p>Abdullah Demirbaş;<br />
“Hırsızlar ile başımız belada. Fırsat bulduklarında köy de ne bulurlarsa alıp götürüyorlar. Telefon kablosu dahil bakırdan yapılan her şeyi çalıyorlar. Bu sorun sadece bizim köyde değil her köyde yaşanıyor.Bunları çalanlar nereye satıyorlar.Önce oradan başlanırsa hısızlık olaylar azalır ”dedi.</p>
<p><strong>Seyfullah Aksoy Araklı Haber 21.03.2012<br />
</strong></p>
<p><strong><img src="http://araklihaber.net/images_up/dc849e7f1f5e7bab2f154c18c4096228.JPG" alt="" border="0" /></strong></p>
<p>&nbsp;
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D291&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=291" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=291&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=291</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Muhtarımız Erdal Koçaslan&#8221;Derneği faaliyete geçirmeye hazırım&#8221;dedi</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=285</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=285#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Mar 2012 15:21:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=285</guid>
		<description><![CDATA[Derneğimizi aktif  duruma getirmeye hazırım! Araklı Haber’e Değirmencik Köyü muhtarı Erdal Koçaslan, gündemde olan Değirmencik Köyü derneği ile ilgili açıklamalarda bulundu. Erdal Koçaslan; “Derneğimiz her şeyi ile faaliyete hazır durum da.Şimdiye kadar sadece dernek binasını yaptık.Şimdilik köyün gençlerine lig maçlarını seyretmelerini sağlayabiliyoruz.Onunda masrafını cebimden karşılıyorum.Benim arzum Pervane Köyü’nün derneği gibi etkin bir dernek haline gelmemizdir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/03/SSS.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-286" title="SSS" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/03/SSS.jpg" alt="" width="579" height="440" /></a></strong></p>
<p><strong>Derneğimizi aktif  duruma getirmeye hazırım!</strong></p>
<p>Araklı Haber’e Değirmencik Köyü muhtarı Erdal Koçaslan, gündemde olan Değirmencik Köyü derneği ile ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Erdal Koçaslan;<br />
“Derneğimiz her şeyi ile faaliyete hazır durum da.Şimdiye kadar sadece dernek binasını yaptık.Şimdilik köyün gençlerine lig maçlarını seyretmelerini sağlayabiliyoruz.Onunda masrafını cebimden karşılıyorum.Benim arzum Pervane Köyü’nün derneği gibi etkin bir dernek haline gelmemizdir.</p>
<p>Biz Araklı’da muhtarlar Derneğini kurduk. Tüm muhtarlar aidat ödüyor.Bu sayede masrafları karşılanıyor.Ayni sistem köyümüzün derneğin de olmuş olsa kısa bir süre zarfında yapamayacağımız bir şey kalmaz.</p>
<p>Köyün derneğiyle ilgilenecek bir arkadaşımız varsa ben ona her türlü desteği vermeye hazırım. Ayrıca her yıl sadece ben 10.000 TL vermeyi Taahhüt ediyorum.Yeter ki herkes elini taşın altına koysun.</p>
<p>Gurbette yaşayan binlerce köylümüz var. Herkes yardımcı olursa kısa zamanda hayal bile edilemeyecek işler başara biliriz.</p>
<p>Öncelikle Trabzon’da yaşayanların ilk etapta desteğini bekliyoruz. Sonrada gurbette yaşayanları olaya dahil ederiz.</p>
<p>İl içersinde oturan köyümüzün ileri gelenlerinden, Mehmet Öztürk,Hamit Albayrak ,Murat Aydin ve Ömer Akgün’ün manevi destekleri işimizi oldukça kolaylaştıracaktır.”dedi</p>
<p>Bu konuda görüşlerini aldğımız Mehmet Öztürk ise;</p>
<p>&#8220;Muhtar Erdal Koçaslan&#8217;na yardımcı olmaya hazırım.Yanlız konunun geniş kapsam da ele alınması lazım.Dernekte tüm mahallerin temsilcileri olmalı. Köyümüzdeki derneğe ilave olarak.Köylülerimizin yoğun olarak bulunduğu,İstanbul,Bursa,Karadeniz Ereğli ve Almanya&#8217;da ilk etapta şubeler de açılmalı.Benim hesabıma göre dişarıda yaklaşık 10.000 köylümüz yaşıyor.Bunlardan alınacak küçük meblağlarda aidatlar dan bile hayal edilemeyecek işler yapabiliriz&#8221;dedi.</p>
<p><strong>Seyfullah Aksoy Araklı Haber 10.03.2012</strong></p>
<p><strong></strong><strong><a href="http://www.araklihaber.net/Koylerimiz/Dernek-icin-yillardir-ugrasiyor_-2779.htm">KONU İLE İLGİLİ DİĞER HABER İÇİN TIKLAYINIZ</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.araklihaber.net/Seyfullah-Aksoy/234/Belcika’dan-Arakli’ya-Mesaj-Var_.html">KONU İLE İLGİLİ KÖŞE YAZISI</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img class="aligncenter" src="http://araklihaber.net/images_up/1072a26c41b27ab8dd27eb2854486b29.JPG" alt="" width="539" height="427" border="0" />
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D285&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=285" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=285&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=285</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belçika&#8217;dan Ali Koçaslan&#8217;nın Mesajı</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=280</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=280#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Mar 2012 13:31:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=280</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Araklı’nın Değirmencik Köyü’den Ali (Nedim) Koçaslan uzun yıllar dır,köyün derneğini aktif hale getirmek için uğraşıyor. Belçika’da yaşayan Ali Koçaslan bir türlü faaliyete geçiremedikleri Değirmencik köyü derneği için mücadele ediyor.4 yıl önce tüm masraflarını karşılayarak yaptırdığı köyü tanıtan kitabını halka dağıtmasına rağmen henüz bu konuda sonuca ulaşamadı. Her yıl yaz aylarında ülkenin ve dünyanın çeşitli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/03/untitled.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-281" title="untitled" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/03/untitled.jpg" alt="" width="594" height="466" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araklı’nın Değirmencik Köyü’den Ali (Nedim) Koçaslan uzun yıllar dır,köyün derneğini aktif hale getirmek için uğraşıyor.</p>
<p>Belçika’da yaşayan Ali Koçaslan bir türlü faaliyete geçiremedikleri Değirmencik köyü derneği için mücadele ediyor.4 yıl önce tüm masraflarını karşılayarak yaptırdığı köyü tanıtan kitabını halka dağıtmasına rağmen henüz bu konuda sonuca ulaşamadı.</p>
<p>Her yıl yaz aylarında ülkenin ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayanları en azından bir gün köyde bir araya toplama gayreti hala devam ediyor.</p>
<p>Değirmencik köyü muhtarı Erdal Koçaslan’ı bu konuda nabız yoklamaya ve derneği faaliyete geçirilmek için gayret göstermeye davet ediyor.</p>
<p><strong><a href="http://www.araklihaber.net/yazar_detay.php?id=234">KONU İLE ALAKALI KÖŞE YAZIMI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ<br />
</a></strong></p>
<p><a href="http://www.araklihaber.net/Seyfullah-Aksoy/234/Belcika’dan-Arakli’ya-Mesaj.html"><img src="http://araklihaber.net/images_up/7d50b21544ef95fc626fef8a25b86a17.JPG" alt="" width="527" height="425" border="0" /></a></p>
<p><strong>Belçika’dan Araklı’ya Mesaj Var!</strong></p>
<p>Bu yazım da, Araklı’dan yıllar önce Belçika’ya çalışmak için giden, fakat her zaman bir gün doğduğu topraklara döneceği günü hayal eden gurbetçilerimizden birisi olan Ali(Nedim)Koçaslan’ı anlatacağım.</p>
<p>Onu Araklı ile ilgili bir şeyler yapmak için çalıştığım internet sitelerinden tanıdım. Aynı köyden olmamıza rağmen ,biraz daha yaşça büyük olması hem de kendisinin benim gibi küçük yaşlarda köyden ayrılması onu sonradan tanımama vesile oldu.</p>
<p>Bizi aynı noktada birleştiren memleket özlemi oldu. Adeta benim kalbim İstanbul’dan, onun ise Belçika’dan memleketi için atıyordu. Ali cebinden parasını ödeyerek yaptırdığı Değirmencik Köyü’nü tanıtan kitabını köy halkına dağıttı. Onun hayali Araklı insanın pek önem vermediği bir şeyi yapmaktı. Bir dernek kurmak istiyordu. Değirmencik köyü derneğini, öyle sadece üzerinde bir tabelası olan değil, faal bir derneği hayata geçirmek istiyordu.</p>
<p>Bu dernek aracılığı ile en azından yaz ayların da, senede bir gün gurbette olan köy halkını köyde bir araya toplamak.iyice bir birlerinden uzaklaşan insanımızı kaynaştırmak hayali kuruyordu.Fakat şimdiye kadar hiç kimse konuya ilgi göstermedi.</p>
<p>Kurulacak dernek,köyde eksik olan şeyleri tamamlamak,zor durumda olan insanımıza anında maddi kaynak yaratmak,ihtiyaç sahibi öğrencilerimize burs vermek ve sosyalleşmek açısında Değirmencik köyü’n de yeni bir dönem başlatabilirdi.Fakat henüz hayali gerçekleşemedi.</p>
<p>Ali(Nedim)Koçaslan Değirmencik köyü için yaptırdığı kitabında şunları yazmıştı.</p>
<p>“Biz kendi isteğimizle ayrılmadık vatanımızdan. Hayat hepimizi tespih taneleri gibi dünyanın çeşitli yerlerine dağıttı.Yıllar önce bizim için gizemli bir memlekete,Belçika’ya geldik.Çalışacaktık,kazanacaktık ve köyümüze daha medeni ve kültürlü insanlar olarak dönecektik.Ama düşündüğümüz gibi olmadı.</p>
<p>“Evdeki hesap çarşıya uymaz” diye bir söz vardır.Bizim de hesabımız da uymadı.Önce babamı kaybettim.Sonra bizi memlekete bağlayan değerlerimizi yavaş yavaş yitirmeye başladık.Fakat karşı köyden köyümüze baktığımızda yaşadığımız mutluluğu bile Belçika’da yakalayamadık.</p>
<p>Rahmetli muhtarımız Polat amcanın sohbetinden aldığımız keyfi, hiçbir sohbetten alamadık.Trabzon Valisinin makamına girerken ayakkabılarını çıkaran temiz yürekli insanımız gibi birisini buralarda göremedik.Rahmetli Raşıt amcanın “Parabellum” marka tabancasını arkadaşlarına gösterirken hissettiği gururu burada hiç yaşayamadık.Yani baba toprağımızda yaşadığımız hiç bir şeyin tadını buralarda alamadık” diyor.</p>
<p>Son üç yıldır devamlı tekrarladığını 2012 yılında hatırlatıyor.<br />
“Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde olan Değirmencik köyü (Ağnas) insanına sesleniyorum. Gelin derneğimizi aktif hale getirelim.2012 yılının Temmuz ayında, Ramazan ayı başlangıcından önce köyümüzde her hangi bir yerde bir araya gelelim.Hem şehirlerde yorulan kafamızı dinletelim.Hem de tüm köy halkı olarak kaynaşalım.Değirmencik Köyü muhtarı,Erdal Koçaslan kardeşime ve köyün ileri gelenlerine sesleniyorum.Bu konu bize destek verin.”mesajı veriyor.</p>
<p>Yıllardır kısır çekişmelerden yorulan halkımız için kaynaşma sağlayabilecek bu tür organizasyonların yapılması için önderlik edecek kişiler mutlaka vardır..Ali (Nedim) Koçaslan’ın bu gayretini takdirle karşılıyorum.İnşallah bu hayali bir gün gerçekleşir! Bunu biz göremesek bile mutlaka birileri görecektir.</p>
<p>Artık Araklı insanı sivil toplum kuruluşlarının önemini kavraması lazım.Mutlaka her köyümüzün ve ilçemizin derneğinin ülkenin ve Avrupa’nın çeşitli yerlerinde kurulması gerekiyor.Sorunlara en etkili çözüm birlik ve beraberlikten geçer.Bir arada olunca kimsenin bizi yıkamayacağını o zaman herkes görecektir!</p>
<p><strong>Seyfullah Aksoy</strong>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D280&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=280" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=280&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=280</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köyümüz 2012 yaz aylarında susuz kalabilir!</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=274</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=274#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 14:50:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Değirmencik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[Değirmencik Köyü Bu Yaz Susuz Kalabilir! Araklı’nın Değirmencik köyü,Ağnas hanlarından köye su pompalayan sistemin yaklaşık 5.000 tl borcu yüzünden önümüzdeki yaz aylarını susuz geçirme tehlikesi yaşıyor. Özellikle yaz mevsiminde yaşanan susuzluğa çare olan, tamamen devlet desteği olmadan Değirmencik köyü,Orta mahalle sakinleri tarafından yaptırılan köye su pompalayan sistem 5000 Tl tutarında borcu yüzünden EDAŞ(Aksa) elektrik şirketi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><strong><em><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/01/seyfi.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-275" title="seyfi" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/01/seyfi.jpg" alt="" width="640" height="480" /></a>Değirmencik Köyü Bu Yaz Susuz Kalabilir!<br />
</em></strong>Araklı’nın Değirmencik köyü,Ağnas hanlarından köye su pompalayan sistemin yaklaşık 5.000 tl borcu yüzünden önümüzdeki yaz aylarını susuz geçirme tehlikesi yaşıyor.<br />
Özellikle yaz mevsiminde yaşanan susuzluğa çare olan, tamamen devlet desteği olmadan Değirmencik köyü,Orta mahalle sakinleri tarafından yaptırılan köye su pompalayan sistem 5000 Tl tutarında borcu yüzünden EDAŞ(Aksa) elektrik şirketi tarafından devre dışı bırakıldı.Bu nedenle önümüzdeki 2012 yazı köye gelecekleri susuz  günlerin beklediği bildirildi.<br />
Bu  köyümüze KÖYDES projesi kapsamında su getirilmesi amacıyla yapılan yatırımlardan şimdiye kadar bir sonuç alınamamış olması köy sakinleri tarafından oldukça düşündürücü olduğu dile getirilmektedir.Yapılan sondaj çalışmaları ve Yeşilyurt (Horyan)dan geleceği varsayılan su,boru sistemi döşendiği halde hiçbir işe yaramadığı dile getirilmektedir.Köy halkı ,” elektrik kurumuna olan borç ödenmediği takdirde,önümüzdeki yazı tamamen susuz geçireceğiz.Şimdiden yaz aylarında köye gelecekleri ve devlet kurumlarını uyarıyoruz.Edaş dağıtım şirketinin su pompalayan sistemin sayacını değiştirip bize 5000 Tl borç çıkarmasını da anlamış değiliz.Gelen bu faturanın en az 5-6 misli abartıldığını düşünüyoruz.Elektrik dağıtım şirketi hem suyumuzu kesti hem de köyün içinde kendi paramız ile yaptırdığımız aydınlatma lambalarımız toplattı” dedi.<br />
<strong><em>ARAKLI HABER</em></strong>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D274&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=274" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=274&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=274</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orta Mahalle&#8217;nin Yolu Ulaşıma Açıldı</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=268</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=268#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 15:02:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Orta Mahalle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Değirmencik Orta Mahalle Yolu Ulaşıma Açıldı. 2010 yılında yapımı sağlanan,Araklı,Değirmencik köyü,Orta Mahalle&#8217;nin yolu araç ulaşımına açıldı. Yıllardır yapımı için mücadele verilen,2010 yılında Ak Parti İl genel meclisi&#8217;nin eski başkanı Mehmet Öztürk&#8217;ün gayretiyle yapımı sağlanan fakat araç ulaşımına açılması için düzenleme yapılması gereken yol, Mehmet Öztürk ve Hamit Albayrak tarafından sağlanan iş makinesi ile yeniden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/01/378168_2709910779452_1007312876_32815637_1752244058_n.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-269" title="378168_2709910779452_1007312876_32815637_1752244058_n" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2012/01/378168_2709910779452_1007312876_32815637_1752244058_n.jpg" alt="" width="640" height="480" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Değirmencik Orta Mahalle Yolu Ulaşıma Açıldı.</strong></em><br />
2010 yılında yapımı sağlanan,Araklı,Değirmencik köyü,Orta Mahalle&#8217;nin yolu araç ulaşımına açıldı.<br />
Yıllardır yapımı için mücadele verilen,2010 yılında Ak Parti İl genel meclisi&#8217;nin eski başkanı Mehmet Öztürk&#8217;ün gayretiyle yapımı sağlanan fakat araç ulaşımına açılması için düzenleme yapılması gereken yol, Mehmet Öztürk ve Hamit Albayrak tarafından sağlanan iş makinesi ile yeniden düzenlenerek Değirmencik köyü&#8217;nün hizmetine girdi.<br />
Şimdilik yağışsız zamanlarda araçların zorlanmadan kullanabildiği yol,kısa bir gelecekte yapılacak düzenleme ile devamlı kullanabilir hale gelecek.<br />
Değirmencik Köyü Orta Mahalle Camii ile yaklaşık 1 km kadar mesafedeki, üst tarafta bulunan Hacı Eminlere uzanan yol böylece birleşmiş oldu.Artık bu mesafe yarım saat yerine yaklaşık 5 dakikada katedilebilecek..Ayrıca yolu olmayan başka bir mevkii de yeni bir yol yapıldı ve gelecekte tüm mahallenin yol ağı ile birleşmesinin temeli atılmış oldu.<br />
<del><em><strong>Araklı Haber</strong></em></del></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img style="width: 493px; height: 570px; border: 0px;" src="http://a3.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/385992_2719879108654_1007312876_32819966_1991482765_n.jpg" alt="" width="640" height="400" border="0" />
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D268&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=268" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=268&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=268</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değirmencik(Ağnas) Jeolojik Yapı</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=265</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=265#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 13:18:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Değirmencik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[Araştırma sahamız olan Değirmencik Köyü&#8217;nde stratigrafi bakımından alttan üste doğru Üst Kratese-Paleosen yaşlı bazalt, andazit, lav ve proklastlan ile Kuaterner yaşlı çakıllı , kumlu , killi akarsu alüvyonları görülmektedir. (Jeoloji Haritası) Püskürük (mağmatik , katılaşım) kayaçlardan andazit, bazalt ve dasitlerin mevcudiyeti arazinin büyük ölçüde volkanik faaliyetlere sahne olduğunu göstermektedir. Volkanizma andazit &#8211; bazaltik lavlarla başlamış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/ttt.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-266" title="ttt" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/ttt.jpg" alt="" width="640" height="480" /></a></strong></p>
<p><strong>Araştırma sahamız olan Değirmencik Köyü&#8217;nde stratigrafi bakımından alttan üste doğru Üst Kratese-Paleosen yaşlı bazalt, andazit, lav ve proklastlan ile Kuaterner yaşlı çakıllı , kumlu , killi akarsu alüvyonları görülmektedir. (Jeoloji Haritası)</strong></p>
<p><strong>Püskürük (mağmatik , katılaşım) kayaçlardan andazit, bazalt ve dasitlerin mevcudiyeti arazinin büyük ölçüde volkanik faaliyetlere sahne olduğunu göstermektedir. Volkanizma andazit &#8211; bazaltik lavlarla başlamış olup , dasit -riodasit ile bunlara ait lav ve proklastlarla devam etmiştir. Püskürmeler Üst Kratese-Paleosen boyunca devam etmiş , bu devreden sonra volkanizma faaliyet göstermemiştir. Bu volkanik faaliyetler sonucunda mağma yeryüzünde soğuyup katılaşmış ve andazit, bazalt, dasit gibi yüzey kayaçları da denilen dış püskürük kayaçlar meydana gelmiştir.</strong></p>
<p><strong>Köyün büyük bir kısmında Üst Kratese-Palaosen yaşlı 1400 m. kalınlıktaki andazit-bazalt ve bunlara ait lav ve proklastlar hakimdir. Baş Mahalle, Orta Mahalle , Ragan Mahallesi ve köyün batı kısmındaki ormanlık sahanın geniş bir bölümü tamamen Üst Kratese-Palaosen yaşlı andazit-bazal Hardan oluşan formasyonlarla kaplıdır. Andazit ve bazaltlar koyu mineraller bakımından zengin olduğundan renkleri de koyudur. (Gri , kahverengi , kırmızı) Görüntüleri girintili çıkıntılı ve pürüzlüdür. Köyün güneyinde yer alan Seymenli Mahallesi&#8217;nde ise Üst Kratese &#8211; Paleosen yaşlı dasit ve riodasitler geniş yer tutar. Bu taşların koyu mineral oranı %5 &#8216;i geçmez. Kuaterner yaşlı çakıllı, kumlu ve killi alüvyonlar ise Karadere&#8217;nin doğu kenarı boyunca yer almıştır. </strong></p>
<p><strong>Deprem harıtalarına baktığımızda sahamızın IV. dereceden deprem bölgesinde kaldığını görürüz, önemli fay hatlarına yakın olmaması nedeniyle de sahamızda bugüne kadar can ve mal kaybına neden olacak depremler olmamıştır.</strong></p>
<p><strong>2 -Morfolojik Birimler</strong></p>
<p><strong>Jeomorfoloji haritasında da görüldüğü üzere ; araştırma bölgemizde başlıca yeryüzü şekilleri sırtlar , yamaçlar ve vadilerden oluşur.Bölgenin arazi yapısı çok sayıda sırtın oluşmasına imkan sağlamıştır. Morfolojik şekil olan sırtlardan özellikle yayvan sırtlar köyün her tarafında yaygındır.Mahalleler birbirinden bu sırtlarla ayrılmıştır. Köyde topografyayı şekillendiren sırtın bir diğer tipini de keskin sırtlar oluşturur. Yayvan sırtlar kadar olmasa da köyde keskin sırtlar da yaygındır. En önemli sırtlar , keskin sırt özelliğinde olan Haltın Sırtı ile Kalafta Sırtıdır. Bu iki sırttan biri olan Haltın Sırtı köyün güney ucunda , Karadere&#8217;nin batı kısmında gelişme göstermiştir. Kalafta Sırtı ise köyün güney ucunda fakat Karadere&#8217;nin doğu yakınında gelişen , Haltın Sırtından daha uzun bir sırttır. Bir diğer önemli sırt ise Karadere&#8217;nin batı tarafında ve köyün kuzeybatısında yer alan Sofrataş &#8216;ın yakınında gelişme gösteren keskin bir sırttır.</strong></p>
<p><strong>Morfolojik birimlerden yamaçlar son derece arızalı bir görünüm kazanmasına sebebiyet vermiştir. Zaten köy yamaç üzerinde ve bu topografyanın kısmen düzlük sahalarında kurulmuştur.</strong></p>
<p><strong>Köyde yeryüzü şekillerinin görünüşünü tasvir etmek için , bir yöne doğru eğimli olan oluklara yani vadilere de değinmek gerekir. Köyün güneyden Merkezköy ile sınırını oluşturan doğu-batı doğrultusundaki İstambaz Deresi&#8217;nin aktığı kertik vadi ile köyün batısında batı-doğu istikametinde akan Karamahmut Deresi&#8217;nin geçtiği kertik vadi önemli vadilerdir.</strong></p>
<p><strong>Araştırma sahamızda topografyanın engebeli olmasına rağmen köyde tepelik alanlar geniş yer tutmaz. Köyde sadece Seymenli Tepesi diye adlandırılan 552 m. yükseldiğinde bir tepe vardır. Üzeri çayırlarla örtülü olan bu tepe eskiden mera alanı olarak kullanılırdı.</strong></p>
<p><strong>Vadi yamaçlarında kaya çıkıntısı diye bilinen iki ayrı yerde bulunan korniş,topografyaya farklı bir görünüş katmıştır. Bunlar ; köyün kuzeybatısında yeralan Sofrataş ile köyün doğusunda kaya çıkıntısı halinde belirmiş olan Gugultaş&#8217;tır. Köyde eğim orta derecede (%22) ve yağışlar bol olduğu halde heyelan veya erozyon sahalarının olmayışı dikkat çekicidir. Heyelan ve erozyonun olmayışının nedeni ormanlık alanların geniş yer tutmasıdır. Fakat 1990 yılında Sofrataş&#8217;ın yakınındaki ormanlık bir saha yakacak odun elde etmek amacıyla tahrip edilmiştir. Bu tahribat sonucunda orman bir daha eski haline dönmemiş ve bu sahada 1990&#8242;dan beri devam eden selcik erozyonu meydana gelmiştir.</strong></p>
<p><strong>Yeryüzü şekillerini oluşturan morfolojik birimlerin sırt , vadi ve yandaşlardan müteşekkil olması ekonomik faaliyetleri olumsuz yönde etkilemiştir. Engebeli topografya sayesinde tarım alanları sınırlı kalmıştır. Mevcut tarım alanları da küçük üniteler halinde parçalanarak engebeli araziye dağılmıştır. Tarla tarımına elverişli olmayan tarım alanları eğimli araziye uyum sağlayan bahçe tarımına dönüştürülerek bu olumsuzluk giderilmeye çalışılmıştır. Bahçe tarımında fındık ve çay ön plana çıkmıştır. Morfolojik şartlar hayvancılığın da ilerlemesine engel olmuştur. Geniş düzlüklerin mevcut olmayışı gerek tarım alanları , gerekse hayvan otlatma alanları oldukça sınırlandırmıştır.</strong></p>
<p><strong>B-İKLİM</strong></p>
<p><strong>Coğrafi bir bölgenin iklim özelliklerinin açıklanmasında rasat sonuçlarının büyük önemi bulunmaktadır Bu nedenle sahamızın iklim özelliklerini araştırırken yakın çevrede yer alan istasyonlara ait verileri elde ettik. Araştırma sahamıza en yakın istasyon olan Araklı Meteoroloji İstasyonumun bugün kaldırılmış olmasına rağmen , uzun yıllara ait iklim verilerini yine Araklı Meteoroloji îstasyonu&#8217;nda ölçülmüş değer elde ettik. Bu istasyon araştırma bölgemiz olan Değirmencik Köyünün 15 km. kuzeyinde , Araklı ilçe Merkezinde bulunmakta idi. Ayrıca iklim özelliklerini açıklarken Trabzon İl Merkezine en yakın olan havaalanındaki istasyonun verilerinden de yararlandık. Hem bu meteorolojik kuruluşların , hem de yörede yapılan anket ve mülakat sonuçlarına dayanarak iklim özelliklerini açıklamaya çalıştık.</strong></p>
<p><strong>1 &#8211; SICAKLIK</strong></p>
<p><strong>Araklı&#8217;da bulunan meteoroloji istasyonunun verilerine dayanarak Değirmencik Köyü&#8217;nün yıllık ortalama sıcaklığı 14.4 °C olarak hesaplanmıştır. Trabzon il Merkezinde de yıllık ortalama sıcaklık hemen hemen aynı değeri gösterir. (14.5 °C) </strong></p>
<p><strong>Kaynak : Araklı Meteoroloji İstasyonu (1973-1990)</strong></p>
<p><strong>Ortalama sıcaklığın mevsimlere ve aylara göre dağılışına bakıldığında , ortalama sıcaklığın en düşük olduğu mevsimin kış mevsimi olduğu anlaşılır. Mevsimin en soğuk ayı ise Şubat ayıdır. Şubat ayının ortalama sıcaklığı 6.8 °C &#8216;dir. Mart ayından itibaren ortalama sıcaklıklar artarak en yüksek ortalama değerlere Temmuz ve Ağustos aylarında ulaşılır. (Temmuz 23.1 °C &#8211; Ağustos 23.3 °C ) Bu değerler Eylül ayından sonra tekrar düşmeye başlar ve Ocak ayında bu değerler 7.1 °C olur .</strong></p>
<p><strong>Kaynak : Araklı Meteoroloji istasyonu (1984-1989)</strong></p>
<p><strong>Köyde maksimum sıcaklıklar yüksek bir değer göstermez. Sıcaklığın fazla yükselmemesinin sebebi , yaz yağmurları ile serin kuzey rüzgarlarının ılıman etkisidir. Köyde ormanlık saha geniş yer tutuğundan yazın sıcaklık fazla yükselmez. Çünkü ormanlar oldukça yüksek oranda bir rutubet oluştururlar. Bu şartlar altında ölçülmüş ortalama yüksek sıcaklıklar Ağustos ayına rastlar. (27.5 °C) Şubat ayında ölçülmüş ortalama yüksek sıcaklık değeri ise 11.4 °C &#8216;dir.</strong></p>
<p><strong>Kaynak : Araklı Meteoroloji İstasyonu (1984-1989)</strong></p>
<p><strong>Köyde ortalama düşük sıcaklıklar 3,6 °C ile Şubat ayında ölçülmüştür. Bugüne kadar ölçülmüş en düşük sıcaklık ise -7.4 °C ile yine bu aydadır. Bu aydan sonra ölçülen sıcaklıklar tedrici olarak artarak en yüksek seviyesine 20.0 °C ile Ağustos ayında ulaştığı görülür. Yıllık ortalama düşük sıcaklık değeri ise 11.0 °C &#8216;dir. </strong></p>
<p><strong>Elde edilen veriler ve arazi gözlemlerine dayanarak sıcaklık değerlerinin mevsimlerle ilgisi ortaya konulabilir. Buna göre kış mevsiminin başlangıcının Aralık ayında rastlandığını söylemek mümkündür. Çünkü bu aydaki 4.8 °C &#8216;lik sıcaklık değeri bir önceki aya göre bariz bir düşüşü ifade etmektedir. Ayrıca donlu günlerin başlangıcı da bu aya rastlar. Kış mevsiminin son ayının Mart ayı olduğunu söyleyebiliriz. Araklı Ocak-Şubat-Mart aylarının ortalama sıcaklık değerlerinde kararlı bir gidiş varken Nisan ayında sıcaklıkların aniden yükseldiğini rasat sonuçlarından anlıyoruz. Gözlemlerimize göre Mart ayının bazı yıllar çok soğuk geçmesi ve ardından sıcaklıkların başlaması ilkbaharın da müjdecisidir.</strong></p>
<p><strong>Bahar , Mart ayı sonlarında Nisan ayı başlarından itibaren kendini göstermeye başlar ve Nisan-Mayıs aylarını içine alır. Bu devrede aylık ortalama sıcaklık 10-15 °C arasındadır. Bu mevsimde fındıklıklarda otlak yeşermeye başlar. Fındık ağaçlan yavaş yavaş karanfillerini açarlar. Mart ayındaki don olayları fındık ürününün bol olacağına işaret eden karanfil için oldukça tehlikelidir. Fakat don olayları pek nadir görüldüğünden fındık üretimini kısıtlayıcı rolü düşüktür.</strong></p>
<p><strong>Yaz mevsimi genel olarak Haziran ayında başlamakta ve Ağustos sonuna kadar olan 3 ayı içine almaktadır. Ancak bu mevsime çoğu zaman Eylül ayının da katıldığı görülür. Sahanın Karadeniz&#8217;e olan yakınlığı bunda en etkili faktördür.</strong></p>
<p><strong>Sonbahar mevsimi yaklaşık 2-5 aylık bir dönemi kapsar. Aslında sonbahar uzun bir geçiş mevsimi özelliği taşımaktadır.</strong></p>
<p><strong>Sonuç olarak; yöremizin sıcaklık şartları hem mevsim, hem de deniz tesiri altında bulunmakta, aşın sıcak ve soğuk özellikler göstermemektedir. Gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkı fazla olmadığı gibi, yıllık sıcaklık farkı da azdır. Yani karasallık görülmez. Asıl önemlisi baharlar yaz ve kış mevsimi arasında oldukça yumuşak bir geçişi sağlamakta ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumlu bir etki yapmaktadır.</strong></p>
<p><strong>2 &#8211; BASINÇ VE RÜZGARLAR</strong></p>
<p><strong>Bir sahadaki basınç ve rüzgarlar herşeyden önce o sahanın bulunduğu bölgeyi etkisi altında bulunduran hava kütlelerine bağlıdır.</strong></p>
<p><strong>Kaynak : Araklı Meteoroloji İstasyonu (1964-1989)</strong></p>
<p><strong>Yerel basınç değerlerine baktıgunızda yıllık ortalama olarak 1011,7,,mb. &#8216;lik bir değerle karşılaşırız Basıncın aylara göre dağılımını incelediğimizde ise yaz aylaruıda basıncın diğer aylara göre düşük olduğunu görürüz. (Ortalama yerel basınç Temmuz ayında 1007,4 mb.) Bunun nedeni sıcaklığın yüksek oluşu , dolayısıyla tropikal alçak basınç sisteminin sahada etkili olmasıdır. Kış mevsiminde basınç değerlerinin yıllık ortalama basıncın biraz üzerine çıkması , bu mevsimde Karadeniz üzerinde yer alan alçak basınç merkezinin yanı sıra Karadeniz üzerinden bölgeye sokulan orta enlem gezici ***lonlarının belli aralıklarla salıayı etkisi altına almasının sonucudur. (Ocak ayında ortalama yerel basınç 1014,0 mb.&#8217;dir. En düşük basınç değerlerinin Mart ayında görülmesi (977,6 mb.) bu ay içerisindeki hava durumlarının kararsız gidişi ile ilgili olduğu (7) düşünülebilir. Yine aynı şekilde en yüksek basınç değerlerinin de kış aylarında (Aralık 1014,4 mb ) görülmesi aynı sebeptendir.</strong></p>
<p><strong>Trabzon&#8217;a ait aylık rüzgar diyagramları yardımıyla yaptığımız hesaplamalar sonucu araştırma sahamız için de geçerli olan rüzgar frekans gülü çizdik. Bir rüzgar gülü üzerinde boyu en uzun olan yön hakim rüzgar yönünü gösterir. Çizdiğimiz rüzgar gülüne bir göz atacak olursak kuzeybatıdan esen rüzgarların çoğunlukta olduğunu görürüz. Demek ki Değirmencik Köyü&#8217;nde hakim rüzgar yönü güneybatıdır. Güneybatıdan esen lodos rüzgarının ortalama hızı 1,9 m/s&#8217;dir. Bu rüzgarın yıllık esme sayıları toplamı ise 5143&#8242;tür. Esme sayısına göre ikinci sırayı güneyden esen kıble rüzgarı alır. Kıble rüzgarının yıllık esme sayıları toplamı 3538&#8242;dir. Rüzgar gülünden de anlaşıldığı üzere sahamızda en az esen rüzgar, yıllık esme sayıları toplamı 1583 olan kuzeyden esen yıldızdır. Yıl içindeki hava hareketleri ve yer şekillerinin etkisiyle diğer yönlerden de rüzgarlar eser.</strong></p>
<p><strong>Bofor ölçeğine göre çevrede en hızlı esen rüzgarlar kuzeybatıdan ve güneyden gelir Kuzeybatıdan esen karayelin hızı 7m/s ve güneyden esen kıble rüzgarının hızı da 8 m/s&#8217;dir. Kuzeybatıdan gelen rüzgarlar aynı zamanda önemli miktarda yağış gelirler.</strong></p>
<p><strong>Araştırma bölgemizde yılda ortalama 3,5 gün fırtınalı geçer. (Rüzgar hızı 17,2 m/s) orta kuvvette rüzgarlı günler sayısı ise yılda 35,5 gündür. ( Rüzgar hızı 10,8-17,1 m/s)</strong></p>
<p><strong>3 &#8211; YAĞIŞ</strong></p>
<p><strong>Araştırma bölgemizdeki yıllık ortalama yağış miktan ve yıl içindeki seyri</strong><br />
<strong>büyük ölçüde genel atmosfer dolaşım sistemi içerisinde etkili olan büyük hava</strong><br />
<strong>kütlelerinin yanı sıra deniz tesiri, rölyef, bakı olayları gibi coğrafi faktörlerin</strong><br />
<strong>etkisi altındadır. </strong></p>
<p><strong>Kaynak : Araklı Meteoroloji İstasyonu (1964-1989)</strong></p>
<p><strong>Araştırma bölgemizdeki yıllık ortalama yağış miktan 1091,2 mm. civarındadır. Bu miktar Trabzon&#8217;un yıllık yağış miktarından daha fazladır. (833,8 mm.) Bunun nedeni sahamızın dalıa yüksekte yer almasıdır. (0-600 m.)</strong></p>
<p><strong>Yağışın aylara göre dağılımına baktığımızda en fazla yağışın Ekim ayında düştüğünü görürüz. (155,0 mm.) En az yağış ise Temmuz ayında düşer. (52,8 mm.) En fazla yağış Eylül, Ekim , Kasım , Aralık aylarında düşmesine rağmen bu aylarda yağışlı gün sayısı azdır. Eylül ayında ortalama 10,8 gün yağışlı geçerken Mart ayuvda yağışlı gün sayısı 13,2ye yükselir. Günlük yağış miktarında yine sonbaharda artış gözlenir. Günlük en çok yağış miktarı Ekim ayında düşer. (106,7 mm.) Günlük en az yağışın düştüğü ay ise Mart ayıdır. (37,2 mm.) Yağış maksimumunun Ekim, yağış minimumunun Haziran ayında düştüğü sahamızda genellikle yılın on iki ayı yağışlı geçer.</strong></p>
<p><strong>Yıllık yağış miktarının mevsimlere göre dağılışında mevsimlere göre %35&#8242;lik (385,3 mm.) payla sonbahar ilk sırayı alır. Bunu %28&#8242;lik (311,5 mm.) payla kış mevsimi takip etler. Yıllık sağış miktarının %19unun (200,8 mm.) düştüğü ilkbahar ise üçüncü sırada yer alır. %17,5&#8242;lü: (193,8 mm.) payla yağışın en az düştüğü mevsim yaz mevsimidir.</strong></p>
<p><strong>Tablo 5&#8242;te görüldüğü üzere yağışın mevsimlere göre dağılışı büyük</strong><br />
<strong>farklılıklar göstermez. Dolayısıyla yağış rejimi düzenlidir. Genel olarak yılın 138</strong><br />
<strong>günü yağışlı geçer. Yağış miktarı en fazla sonbaharda kaydedildiği halde , yağışlı</strong><br />
<strong>gün sayısı en çok kış ve ilkbahar aylarında görülür. Kış döneminin yağışlı</strong><br />
<strong>geçmesi polar cephe ile ilgilidir. Yani sonbahar başlarından itibaren polar ve</strong><br />
<strong>tropikal hava kütleleri karşılaşması ile yağışlar meydana gelmekte ve bu faaliyetler</strong><br />
<strong>ilkbahar döneminde de devam etmektedir. Yazın yağışlı geçmesi ise lokal basınç</strong><br />
<strong>farklarından ileri gelmektedir. Yağışlar genelde sine sine ve sürekli yağan yağışlar</strong><br />
<strong>şiddetli yağışlar kısa sürer. </strong></p>
<p><strong>Yöremizde ilk kar yağışının Aralık ayında (04-12-1982) başlamasına rağmen kar yağışı genellikle Şubat ayında gerçekleşir. Asıl kış Şubat-Mart aylarıdır. Kuzeyden gelen hava kütleleri kar yağışlarına sebep olur. Kar yağışlarının bitiş tarihi Mart ayıdır. Karın Mart ayının 26&#8242;sına kadar devam ettiği görülmüştür. Kar yağdıktan sonra ortalama 5 gün toprak üstünde kalır. İklimin ılıtıcı etkisi karın uzun süre toprak üzerinde kalarak donmasını önler. En yüksek kar kalınlığı 1984 yılında 72 cm. olarak ölçülmüştür. Yıllık ortalama karlı gün sayısı 1,5 gündür. Sahamızda düşük sıcaklıklar ve don olayı pek nadir görülür. Don olayı ancak 4–5 yılda bir meydana gelmektedir. Ortalama donlu gün sayısı 6,5 gündür.</strong></p>
<p><strong>Araştırına bölgemizde sayısı 70,5 gün olan açık günler, en fazla yaz ve sonbahar aylarında yaşanır. Ortalama bulutlu gün sayısı 147,6 gündür ve en fazla ilkbahar ayında bulutluluk görülür. Ortalama kapalı günler sayısı da 151,3 gündür. Kapalılık 8 günlük süre ile en az Haziran ayında yaşanırken en fazla Mart ayında yaşanır. (15 gün) Köyde sisli geçen günler çok azdır. Toplam 4,9 gün olan sisli günlerden ikisi Nisan ayında görülür.</strong></p>
<p><strong>Nisbi (bağıl) nem miktarına gelince; Ortalama nisbi nem %72 en düşük bağıl nem %\2 &#8216;dir. Bağıl nemin en az olduğu mevsim kış mevsimidir. En fazla olduğu mevsimler ise sonbahar ve yaz mevsimleridir. Yazın Karadeniz üzerinden Karadeniz Bölgesi&#8217;ne ve iç kısımlara doğru ilerleyen çok nemli hava kütlesi bağıl nemi arttırmaktadır. Sahamızda bağıl nemin kış mevsiminde daha düşük olmasının sebebi ise kışın meydana gelen föhn&#8217;lü devrede adyabatik olarak ısınan havadır. Adyabatik yönden ısınan hava bağıl nemin düşmesine, rüzgarların oluşmasına neden olmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Sonuç olarak günlük ve yıllık sıcaklık farkları pek fazla olmayan bütün mevsimleri yağışlı, nemli , mezotermal ve su sorunu olmayan &#8220;Okyanusal İklim Tipinin sahamızda hüküm sürdüğünü söyleyebiliriz</strong></p>
<p><strong>C &#8211; BİTKİ ÖRTÜSÜ </strong></p>
<p><strong>Köyümüz , Kuzey Anadolu Fitocoğrafya Bölgesi&#8217;nin , Ordu&#8217;dan doğuya doğru uzanan Kolşik Flora Bölgesi&#8217;nde yer almaktadır. Sıcaklık şartlarının elverişliliği, yıllık yağış miktarının yüksek oluşu ve bariz bir kurak devrenin bulunmayışı zengin bir orman örtüsü hazırlamıştır. Yazları nispeten sıcak , kışların pek soğuk geçmediği ve yıllık ortalama sıcaklığın 14.4 °C , yıllık ortalama yağışın 1000 mm.&#8217;nin üzerinde (1091.2 mm.) ve bütün mevsimlerin yağışlı olduğu köyümüzde kışın yaprağını döken , sıcaklık isteği orta derecede (mezotermal) , büyüme döneminde su isteği fazla , nemli, ılıman ormanlar yaygın durumdadır. Nitekim bu iklim şartları altında oluşan ormanları iğne yapraklılardan çam (pinus slyvestris) ; geniş yapraklılardan kestane (castanea sativa) , gürgen (carpinus betulus) ve çeşitli meşe türleri oluşturmaktadır. Aynca karaağaç (ulmus campestris) ve adi kızılağaç (ağnus glutinosa) gibi ağaçlarda mevcuttur Bitki örtüsü haritasında da görüldüğü üzere kızılağaçlar özellikle Karadere kenarı boyunca uzanmaktadır. Köyümüz deniz seviyesinden 0-600 m. yükseltileri arasında yer almaktadır. Oldukça zengin bir floraya sahip olan sahamızın yükseltisi fazla olmadığından, bitki topluluktan çeşitli kuşaklar oluşturmaz. Ayrıca buradaki bitkileri fizyonomik durumlarına yani dış görünüşlerine göre de sınıflandırmak gerekmez. Çünkü burada bitki topluluklarını büyük ölçüde geniş yapraklı ağaçlar oluşturmaktadır. Orman örtüsü tahrip edilmediği için ağaçlar çalı fontumda kalmamıştır. Hatta gittikçe orman alanları genişleme göstermektedir. Çünkü eskiden insanlar pişirme amacıyla da ormandan faydalanırlardı. Bugün ise ormanlardaki ağaçlardan sadece ısınma amacıyla bazen de kereste elde etmek için faydalanılmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Ormanaltı türlerinden mor çiçekli ormangülü (reheododendron ponticum) ile san çiçekli ormangülü (reheododendron flavum) yaygındır. Aynca böğürtlen ,diken çalısı ve çoğunluğu otsu olan hidrofiller(suyu seven) yaygın olarak görülmektedir.</strong></p>
<p><strong>D &#8211; HİDROGRAFYA</strong></p>
<p><strong>Köy gerek yerüstü, gerekse yeraltı kaynaklan bakımından oldukça zengindir. Hidrografya haritasında da görülen Karadere , İstambaz Deresi , Karamahmut Deresi gibi devamlı su bulunduran akarsular ile çok sayıda kuru dere bulunur.</strong></p>
<p><strong>Köyün en büyük ve önem arz eden akarsuyu Karadere&#8217;dir. Diğer derelerle kıyaslanamayacak kadar akımı yüksek ve su toplama alanı geniştir. Araklı İlçesi sınırlarında en uzun ve debi bakımdan en zengin olanı , Araklı topraklarını ortadan ikiye bölerek denize dökülen 85 km. uzunluğundaki Karadere&#8217;nin 3-4 km.&#8217;lik bölümü köyümüz topraklarından geçer. Araklıyı olduğu gibi, bu dere köyümüz topraklarını da ikiye bölen, Osmanlı kaynaklarında &#8220;Nehr-i Azim&#8221; olarak geçen Karadere eski Sürmene İlçesi&#8217;nin kurulduğu yerden denize dökülen ve kaynaklarda Isso/Hyssos olarak belirtilen akarsudur. Karadere en üst seviyede, Gümüşhane İl sınırları içindeki Yapraklı Yaylası&#8217;nın Delidemirci&#8217;nin düzünden kaynağını alır. Daha sonra Polut, Kemer, Kostan, Çakırgöl kollarını alarak daha aşağılarda Yağmurdere. Çayı, Horyan Çayı ve Taşgeçit Çayı gibi birçok kollar alarak köyümüzün ortasından geçip Araklı İlçesi&#8217;ni de ikiye bölerek denize ulaşır. Karadere&#8217;nin suları Karadeniz ikliminin ve yağış rejiminin etkisindedir.</strong></p>
<p><strong>İstambaz ve Karamahmut Deresi ile diğer ırmakların suyu azdır. İstambaz Deresi köyün güney ucunda doğudan batıya doğru uzanan bir vadi boyunca akarak Karadere&#8221;ye karışır. Karamahmut Deresi ile diğer akarsular ise köyün batısındaki eğimli oluklardan batı-doğu istikametinde, birbirlerine paralel olarak Karadere Irmağı&#8217;na dökülürler. Dolayısıyla az su taşımalarına rağmen Karadere için kaynak oluştururlar. Bu akarsular yağmur, kaynak ve kar sularıyla beslenirler. Ancak yazın cılızlaşmalarına rağmen yıl boyunca sürekli akışa sahiptirler. Bir de köyün doğu-yamaçlarından inip Karadere&#8217;ye ulaşan bir çok dere vardır ki, bunlar belirli zamanlarda yataklarında su bulunduran &#8220;kuru dere&#8221; özelliği gösterirler, özellikle kar erime ve yağmur sularıyla beslenen bu dereler, kar erimelerinin bittiği ve yağmurların kesildiği andan kısa bir süre sonra &#8220;kuru dere&#8221; özelliği kazanırlar.</strong></p>
<p><strong>Hidrografya bakımından oldukça zengin olan yöremizde, yeraltı su kaynakları ayrı bir öneme sahiptir. Çok sayıda kaynağa (göze, pınar) sahip olan köyümüzün içme suyu ihtiyacı tamamen kaynak sularından kaynaklanır. Oldukça fazla sayıda olan bu kaynak sularının en önemlisi yazın ve kışın soğuk akan ve hiç kurumayan &#8220;İmamın Suyu&#8221; dur. Bulunduğu mahalle (Baş Mahalle) halkının</strong></p>
<p><strong>içme suyu ihtiyacını karşılayan bu kaynağın yeryüzüne çıkarılması günümüzden 200 yıl öncesine dayanır</strong></p>
<p><strong>Yöremizde hem yerüstü, hem de yeraltı su kaynaklarının bol olması su buluma güçlüğünü ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla yerleşme dokusunun dağınık oluşuna da etki etmiştir.</strong></p>
<p><strong>E &#8211; TOPRAK ÖZELLİKLERİ</strong></p>
<p><strong>Topraklar belli iklim altında oluşma ve horizonlaşma özellikleriyle fiziksel, kimyasal ve hatta besin maddelerine göre sınıflandırılmaktadır. Toprakların oluşum şartları ve toprak profilinin gösterdiği özelliklere göre sınıflandırma coğrafi açıdan önem kazanmaktadır. Çünkü böyle bir sınıflandırma toprakların oluşum şartları ve oluşmada etkili olan faktörleri ortaya koymaktadır. Bu faktörler köyde tek tip toprak teşekkülüne sebep olmuştur. Böylece köyümüz topraklarını zonal topraklar gurubu içerisinde yer alan Kırmızı-San Podzolik topraklar oluşturmaktadır. (Toprak Haritası)</strong></p>
<p><strong>Köyün tamamını kaplayan Kırmızı-San Podzolik topraklar nemli ve yağışlı Karadeniz ikliminin etkisiyle gelişme göstermiştir. Podzolizasyon olayının etkisiyle oluşurlar. Bu toprakların A Horizonu fazla yağıştan dolayı kuvvetli olarak yıkanmıştır. Bundan dolayı üst topraktan bazlar ve killer önemli ölçüde taşınmıştır. Bu nedenle asit karakter gösterirler. B Horizonu ise sarımsı-kırmızı renkte olup yine kuvvetli reaksiyon göstermektedir. Renklerinin kırmızı-sarı olması, alt toprak katında demir ve organik bileşiklerin birleşmesiyle ilgilidir. Yıkanmanın fazla olmasından dolayı bu topraklar besin maddesi yönünden fakir durumdadır. Derinlik fazla değildir. Köydeki bu topraklar 50–90 cm. arasında değişen orta derecede bir derinliğe sahiptir. Arazi kullanma kabiliyet sınıflarına göre VI. sınıf arazileri oluştururlar. Arazi kullanma durumuna göre bu sınıf tarıma uygun olmayan, otlak ve orman olarak kullanılması gereken topraklan teşkil eder. Fakat- bugünkü arazi kullanma şekline baktığımızda ormanlık alanların geniş yer tuttuğu bu topraklarda fındık ve çay tarımı başta olmak üzere kuru tarım (nadassız) yapıldığını görürüz.</strong></p>
<p><strong>Orta dereceli eğim (%22) söz konusu olduğu halde yöremizde toprak erozyonu görülmez. Doğal bitki örtüsünün gür olması hem topografyanın hem de her mevsim yağışlı geçen iklimin toprak erozyonu üzerindeki olumsuz etkilerini kaldırır. Sadece doğal bitki örtüsünün tahrip edildiği alanlarda özellikle sağnak şeklindeki yağmurlardan sonra selcik erozyonu görülür. Ayrıca Mayıs ayında en yüksek seviyeye ulaşan Karadere&#8217;nin taşması zaman zaman orta derecede su erozyonuna sebep olur.</strong>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D265&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=265" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=265&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=265</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değirmencik(Ağnas)Köyü&#8217;nün Kuruluşu ve gelişimi..</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=262</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=262#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 13:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Değirmencik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[KURULUŞU VE GELİŞİMİ Köy, Araklı’nın 15 km. güneyinde eğimli bir topografya üzerinde kurulmuş bir yamaç köyüdür. Elimizde köyün kuruluş tarihi ve gelişimi ile ilgili herhangi bir belge ya da kaynak bulunmamaktadır. Köyde ilk yerleşmelerin tarihi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, köyün Rumlar tarafından kurulduğu bilinmektedir. Köyün adı yakın bir tarihe kadar (1950 ) Ağnas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><span style="color: #ffa500;"><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/ggg.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-263" title="ggg" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/ggg.jpg" alt="" width="640" height="480" /></a></strong></span></p>
<p><span style="color: #ffa500;"><strong>KURULUŞU VE GELİŞİMİ</strong></span><br />
<strong><em>Köy, Araklı’nın 15 km. güneyinde eğimli bir topografya üzerinde kurulmuş bir yamaç köyüdür.</em></strong><br />
<em><strong>Elimizde köyün kuruluş tarihi ve gelişimi ile ilgili herhangi bir belge ya da kaynak bulunmamaktadır. Köyde ilk yerleşmelerin tarihi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, köyün Rumlar tarafından kurulduğu bilinmektedir. Köyün adı yakın bir tarihe kadar (1950 ) Ağnas idi. Ağnas Rumca bir kelimedir ve köye bu adı Rumlar vermiştir. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzon&#8217;u feth ettiğinden burada Pontus Rum İmp. vardı. Dolayısıyla köyde de Rum yerleşmesi mevcuttur. Fakat Fatih&#8217;in fethiyle köy tamamen Rumlardan temizlenmiştir ve burası bir Türk yerleşmesi haline getirilmiştir. Köyde bugünkü yerleşmenin tarihi 1700&#8242;lü yıllara dayanır. Yurdun çeşitli illerinden (Sivas, Amasya, Gümüşhane vs.) gelen Türk aileleri burada yerleştirilmişlerdir. Köye ilk yerleşen ailenin Kocaaslanlar olduğunu ileri süren bir takım görüşler olsa da Kocaaslanlardan önce köyde Resuloğulları diye bilinen bir sülalenin mevcut olduğu da söylenmektedir. Resuloğulları köye yaklaşık 300 yıl önce geldiği bilinmektedir. Yakın bir tarihe kadar köyün adı Ağnas olarak devam etmiştir. Fakat 1950&#8242;den sonra (1965&#8242;de) Ağnas ismi değiştirilmiş ve köyün adı Değirmencik olmuştur. O zamanlar Ağnas İlanları diye bilinen dere kenarında değirmenler vardı köy adını bu değirmenlerden almıştır.</strong></em><br />
<em><strong>Kaynak: D.İ.E, Genel Nüfus Sayımlan, 1997 , Trabzon</strong></em></p>
<p><em><strong>Araştırma sahamızda 1999 yılı itibariyle yaşayan 894 kişilik nüfusun %52.57&#8242;si kadın %47.42&#8242;si ise erkektir. Yıllar itibariyle kadın erkek dağılımına baktığımızda devamlı olarak kadınların çoğunlukta olduğunu görürüz. Sürekli olarak dışarıya göç verdiği için erkek nüfusunda azalma yaşanırken kadın nüfusu artmıştır. Çünkü erkekler geçim imkânlarını (tarım, hayvancılık) olmayışından dolayı ailenin geçimini sağlamak için göç etmişlerdir. Deyim yerinde ise gurbete çıkmışlardır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yaş grubuna göre nüfusun dağılışına baktığımızda, 1999 tarihinde henüz tüketici durumda olan 0–14 yaş grubunun toplam nüfus içerisindeki payı %31.76&#8242;dır. Çalışabilir ya da faal nüfus olarak nitelendirilen 15–64 yaş grubunun üretici nüfusun payı %60,5 iken 65 yaş ve daha yukarı yaş grubunun toplam nüfus içerisindeki payı %7,2&#8242;dir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Nüfus piramidim incelediğimizde toplam nüfus içerisinde en fazla pay 15–19 yaş grubuna aittir. Bu yaş grubunda erkek-kadın oram hemen hemen eşit olup en fazla fark 20–25 yaş grubunda görülmektedir. Erkek nüfusun kadın nüfusa göre düşük olmasının nedeni, bu yaştaki erkeklerin çalışmak ya da askerlik için köyden ayrılmasıyla ilgilidir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Diyebiliriz ki; Değirmencik Köyü nüfusunda verimli nüfus oranı en fazladır. Çünkü tüketici nüfusun (yaşlı ve çocukların) toplam nüfus içerisindeki payı %38.95 iken üretici nüfusun (genç nüfusun) payı %60,5’tir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Köyde 1958&#8242;den beri ilkokul, 1981’den bu yana da ortaokul mevcuttur. Bugün köyde mevcut olan okul, 1989’da öğretime açılıp, 1991–1992 öğretim yılında ilköğretime geçmiştir. Halen 97&#8242;si kız, 132’si erkek olmak üzere 223 öğrenciye, 10 öğretmen eğitim vermektedir. Değirmencik Köyü hariç okula öğrenci gönderen köylerin sayısı 6&#8242;dır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Nüfus Hareketleri</strong></em></p>
<p><em><strong>Nüfus hareketi olarak adlandırılan göçler, iç ve dış göçler olarak gerçekleştirilmiştir. İlk zamanlar dış göçler ön plandaydı. Kısa bir süre sonra iç göçler de buna eklenince hızlı bir göç hareketi başlamıştır. Köydeki mevcut geçinme kaynaklarının insanların ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olması dışarıya doğru bir göç hareketinin başlamasına sebep olmuştur. Yaptığımız anket ve mülakat sonuçlarına göre ilk göç hareketinin 1960&#8242;dan sonra başladığım anlıyoruz. İlk göçler 1960&#8242;dan sonra yaklaşık 1965&#8242;li yıllarda Avrupa ülkelerine özellikle Almanya&#8217;ya yapılan göçelerle, 1959’dan itibaren İstanbul&#8217;a yapılan göçlerdir. Bu tarihlerden itibaren günümüze kadar bu göç hareketi, iç göçlerin hız kazanması suretiyle devam etmiştir. Zaten Türkiye&#8217;den Avrupa&#8217;ya ilk göçler 1961 yılında başlamıştır. Toplam olarak 1961-1989 yılları arasında 29 yılda yurt dışına iş ve işçi Bulma Kurumu aracılığı ile 1.348.687 işçi gönderilmiş; bunun %60&#8242;ı Avrupa ülkelerine %37&#8242;si Arap ülkelerine gitmiştir Bu işçilerin yarıya yakını (%48.8) F. Almanya&#8217;ya gitmiştir. İkinci sırada ise %18,8 oram ile Suudi Arabistan yer alır. İşte bu İş ve İşçi Bulma Kurumu aracılığıyla Değirmencik Köyü&#8221;nden de birçok işçi yurt dışına göç etmişlerdir. Bu işçilerin tamamına yakını Avrupa ülkelerine gitmişlerdir. Gidilen başlıca ülkeler; Almanya başta olmak üzere Hollanda, Belçika, İsviçre ve Avusturya&#8217;dır. İlk zamanlar çalışmak için gurbete çıkan işçiler daha sonra ailelerim de yanına çağırmışlardır. 1970&#8242;den sonra herkes ailesini yanına almaya başladı.</strong></em></p>
<p><em><strong>1960&#8242;dan bu yana 168 aile köyden göç etmiştir. Bunların 36&#8242;sı yurt dışına 132&#8242;de yurt içine gitmiştir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Kaynak: Yapılan Anket Sonuçlarına Göre(1999)</strong></em></p>
<p><em><strong>Bugün Avrupa&#8217;ya göç eden 35 aileden 24&#8242;ü Almanya&#8217;da bulunurken 7 aile de Hollanda&#8217;da bulunmaktadır. 2&#8242;şer aile de İsviçre ve Avusturya&#8217;ya yerleşmiş bulunmaktadır. Kişi sayısı olarak Avrupa&#8217;da yaşayan Değirmencik Köyü insanının ne kadar olduğunu belirtmemiz pek mümkün değildir. Fakat söyleyebileceğimiz</strong></em></p>
<p><em><strong>bir gerçek, bugün Avrupa&#8217;da yaşayan Değirmencik Köyü insanının doğumlar sebebiyle artmış olmasıdır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Köyden Avrupa&#8217;ya giden işçilerden bir kısmı 10 ile 20 yıl kadar Avrupa&#8217;da kaldıktan sonra tekrar köye dönmüş yahut dönmek zorunda kalmıştır. Gerek sağlık durumlarının elverişsizliği gerekse bir müddet sonra baş gösteren işsizlik bazı işçilerin geri dönmelerine sebep olmuştur. Tablo-8&#8242;den de anlaşıldığı üzere bu suretle Almanya&#8217;dan 15 işçi, Hollanda&#8217;dan 5 işçi, Belçika’dan 3 işçi ve 2 işçi de Avusturya&#8217;dan geri dönmüştür. Sürekli dönüş yapan işçilerden bazıları Türkiye&#8217;den para ödeyerek emekli olmuş bazıları da 10–15 yıl içerisinde biriktirdikleri para ile çeşitli şehirlerde ev, arsa v.s almışlardır. Bazıları da hiç birikim yapama**** köyde kısıtlı olan araziden geçimini sağlamaya çalışmıştır. Fakat arazi yeterli olmadığından başka işler yapmak zorunda kalmışlardır. Ancak Avrupa&#8217;dan emekli olup dönen işçilerimiz de vardır. Tablo&#8217;da da görüldüğü gibi 10 kişi Almanya&#8217;dan 2&#8242;şer kişi de Hollanda ve Belçika&#8217;dan emekli olarak geri dönmüştür. Almanya’dan emekli olup da aileleri yanında olduğu için köye dönmeyen işçiler az değildir. Bir kısım işçiler de emekli olduğu halde Almanya&#8217;dan tamamen bağlarım koparma**** köye dönmüştür. Bunlar çocukları Almanya&#8217;da olduğu için Almanya&#8217;ya giriş yapma hakkını yitirmemişlerdir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Köyden yurt dışına yapılan ikinci göç hareketi Arap ülkelerinden Arabistan&#8217;a yapılan göçlerdir. Fakat Arabistan&#8217;a giden işçilerin sayısı 1-2 &#8216;yi geçmez. Bu yüzden önemsizdir.</strong></em></p>
<p><em><strong>1960 yıllarda iç göçler başlamış 1980&#8242;den itibaren hızlanarak 1990&#8242;da hat safhaya ulaşmıştır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Kaynak: Yapılan Anketlere Göre(1999)</strong></em></p>
<p><em><strong>Yukarıdaki verilerden de anlaşılacağı üzere 1959–1998 yılları arasında 39 yılda yurt içine 132 aile göç etmiştir. Yurt içine göç edenler birinci derecede İstanbul&#8217;u tercih etmişlerdir. İstanbul&#8217;a göç eden aile sayısı 48&#8242;dir. İkinci sırada ise 29 ailenin göçüyle Trabzon yer almaktadır. Bu illerin dışında en fazla tercih edilen iller sırasıyla; Bursa, Zonguldak, Samsun, Ankara, Adapazan, Düzce ve İzmit&#8217;tir. İzmir, Tekirdağ ve Kırıkkale illerinde ise birer aile yerleşmiştir. Yapılan anket sonuçlarına göre iki ailenin de Kıbrıs&#8217;a göç ettiği anlaşılmıştır. Son yıllarda gerçekleşen iç göçlerin en belirgin özelliği; maddi durumu iyi olan ailenin göç etmiş olmasıdır. Durumu iyi olmayanlar köyde kalan kişileri teşkil etmektedir. Çünkü Avrupa&#8217;dan bir müddet çalışıp dönen, sermaye birikimi fazla olan aileler büyük şehirlerde ev, arsa, işyeri vs. almak suretiyle buralara yerleşmişlerdir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Göç eden ailelerin tamamına yakını köyle ilişkisini sürdürmektedir. Fakat bu ilişki farklı sekililerde devam etmektedir. Yurt dışına göç eden ailelerin köyle ilişkisi daha seyrektir. Bunların bazıları her yaz ziyaret etmek ve özlem gidermek için bir ay izinle köye gelirler. Bazıları ise 2-3 yılda bir köye gelirler. Yurt dışında yaşayan bu ailelerin hemen hepsinin köyde evi ve fındık bahçesi vardır. Genellikle Temmuz, Ağustos aylarında köye gelen bu aileler her ne kadar köyde fındık ayı diye adlandırılan fındık toplama ve harmanlama zamanına denk gelseler de hiçbirinin gayesi fındık ürününden elde edilecek gelir değildir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yurt içine göç eden ailelerin durumu biraz daha farklıdır. Bunlar genellikle her yaz gelirler. Gezmek ve ziyaret etmek için gelenlerin yanında asıl amaç fındık meyvesinden elde edilecek gelirdir. Aslında fındığı bahane edip gelenlerin sayısı da az değildir. Çeşitli şehirlere göç eden bu ailelerin çoğu Temmuz, Ağustos aylarında gelip, Eylül ayına kadar köyde kalmaktadır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Araştırma sahamız olan Değirmencik Köyü&#8217;nde nüfus miktarı mevsimlere göre farklılık göstermektedir. Göçen ailelerin çeşitli sebeplerle yazın köye gelmesiyle nüfusta dikkat çekici artışlar meydana gelmektedir. Köyün en kalabalık olduğu aylar Temmuz-Ağustos aylandır. Bu aylardan sonra köydeki canlılık yavaş yavaş kaybolmaya başlar ve Eylül ayının sonlarına doğru köy eski sessizliğine bürünür. Böylece köye kısa sürecek bir hüzün çöker. Sonra köyde kalanlar tekrar alışmış olduğu hayatı sürdürmeye devam ederler. Bunun haricinde köy bayramlarda da kısmen kalabalıklaşır. Çünkü köyün bağlı bulunduğu Trabzon İli ile Araklı, Sürmene ve Of İlçelerinde yerleşmiş olan aileler de bayramlarda köye gelerek birkaç gün kalırlar.</strong></em></p>
<p><em><strong>Göçün başlıca nedenleri ise şunlardır; Gittikçe artan nüfusun beslenmesinde tarım kaynaklan yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle gizli ve açık işsizler ortaya çıkmıştır. Tarım topraklarının yeterli olmadığı engebeli sahalardaki topraklar, miras yoluyla parçalanmıştır. Her şahsa veya aileye düşen toprak ailenin geçimini sağlamaya yetmemektedir. Bu durum da göçü teşvik etmektedir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Büyük şehirlere olan göçün diğer bir nedeni de, bu şehirlerimizde her türlü eğitim kuruluşunun, sağlık hizmeti veren tesislerin bulunması, sosyal ve kültürel faaliyetlerin daha yoğun olmasıdır. Bu nedenle, özellikle çocuklarını daha iyi şartlarda okutmak isteyen aileler büyük şehirlere göç etmektedirler.</strong></em></p>
<p><em><strong>Mevsimlik göç şeklinde gerçekleştirilen işçi göçü ile yaylacılık faaliyetleri son yıllarda belirgin bir şekilde azalmıştır. Hatta günümüzde köyde mevsimlik göçler yok denecek kadar azdır. Mayıs-Eylül arasında 4,5 ay çalışan mevsimlik işçiler, çay fabrikasında çalışan işçilerdir. Bu işçilerin bir kısmı emekli olmuştur. Emekli olmayanlar ise fabrikanın fazla uzak olmaması ve ulaşım vasıtalarının mevcut olmasından dolayı göç etme gereği duymamışlardır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yaylacılık faaliyetleri ise 1980&#8242;li yıllarda yoğun bir şekilde yaşanırdı. Son 15–20 yıldan beri yaylacılık faaliyetleri de büyük ölçüde azalmıştır. Bugün yaylaya çıkan 7–8 aile mevcuttur. Bu ailelerden iki veya dört kişi yaylaya çıkar. Bazı ailelerde yaylaya çıkanlarla ineklerini yaylaya gönderirler. Yaylada kalma süresi 4–4,5 aydır. Yaylacılık faaliyetleri Mayıs sonlarından itibaren başlayıp, Ekim ayının başlarında sona ermektedir. Bu şekilde yaşanan geçici yer değiştirme faaliyetleri sonucunda yaz mevsiminde köyün nüfusunda belirgin bir azalma söz konusu değildir. Çünkü hem yaylaya göç eden nüfus miktarı çok azdır hem de şehirlerden köye dönenlerin, miktarı geçici gidenlerin miktarının çok üstündedir. Gidilen başlıca yaylalar ise Yapraklı. , Erikli, Salmangaz, Bahçecik ve Goleren Yaylalarıdır.</strong></em><br />
<em><strong> YERLEŞME ŞEKLİ MESKEN TİPLERİ VE EKLENTİLERİ</strong></em></p>
<p><em><strong>Yerleşme Şekli </strong></em></p>
<p><em><strong>Genel olarak bakıldığında araştırma sahamız olan Değirmencik Köyü&#8217;nün yerleşme dokusunun dağınık olduğu göze çarpar. Burada yerleşmenin dağınık olması tek bir nedene bağlanamaz. Çünkü olayda birden fazla neden rol oynamıştır. Bu nedenler doğal çevre faktörleri ve beşeri faktörler olarak iki grupta incelenebilir. Yeryüzü şekillerinin etkileriyle su temin şartlarının etkileri gibi doğal çevre faktörleri dağınık yerleşme üzerinde önemlidir. Her şeyden önce morfolojik yapı toplu yerleşmeye imkan tanımaz. Yerleşmeye uygun düz alanlar hem çok dardır hem de dağınıktır. Zaten eğimli olan arazide tarım topraklan küçük ünitelere ayrılmış olduğundan yerleşme çekirdek ve grupları da adeta bu küçük tarım ünitelerinin peşinden sürüklenmiş ve giderek dağınık bir yerleşme sistemi ortaya çıkmıştır. Herkes kendi arazisi üzerinde uygun olan bir alana evini</strong></em></p>
<p><em><strong>inşa etmekte ve böylece komşusundan ayrılmış bulunmaktadır. Dağınık yerleşmeye neden olan doğal faktörlerden su sorununun olmayışı da önemlidir. Yöremizin hemen her tarafında bol miktarda bulunan yeraltı suyu kaynaklar halinde yeryüzüne çıkarılmıştır. Dolayısıyla yerleşmenin belli noktalarda bulunan su kaynaklan etrafında toplanmasını gerektirecek bir durum söz konusu değildir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yerleşme dokusu üzerinde mülkiyet durumu, ekonomik faaliyetler ve nüfus miktarı gibi beşeri faktörler de etkili olmuştur, özellikle son yıllarda yollar yerleşme birimlerini kendilerine çekmiştir, önceleri yollar yerleşme merkezlerinin bulunduğu yerlere göre yapılırdı. Fakat yolların tüm yerleşme birimlerine ulaşması mümkün değildi. Yöre halkının ekonomik durumunun gittikçe iyileşmesi ile çoğu aile eski meskenlerini terk ederek yeni evler inşa etmişlerdir. Kimi aileler eski evini yıkıp, onun yerine modern tarzda bir ev inşa ederken, kimi aile de eski evini eklenti olarak kullanmak üzere yıktırmayıp, yeni meskenini yollar üzerinde yapmayı tercih etmiştir. Son 10 yıldan bu yana yol kenarlarında inşa edilen yeni meskenlerin sayısı oldukça fazladır. Dolayısıyla son yıllarda yolların yerleşme birimlerini kendine çekmesi ile kısmen toplu yerleşme dokusu ortaya çıkmıştır. Gerek birbirinden uzakta inşa edilmiş meskenler; gerekse birbirine yakın, yollar üzerine inşa edilmiş meskenleri ile köy, yayvan sırtlar ve kuru derelerle birbirinden ayrılmış 4 mahalleden meydana gelmiştir. Bu mahalleler Baş Mahalle, Orta Mahalle, Rugan Mahallesi ve Seymenli Mahallesidir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Mesken Tipleri ve Eklentiler</strong></em></p>
<p><em><strong>Araştırma sahamızdaki meskenlerin yapı tarzlarında inşa alanının morfolojik özelliklerinin belirgin bir rolü bulunmaktadır. 20-24 derecelik eğime sahip. topografik yapı üzerinde kurulan eski tip meskenlerin tamamına yakını en az iki katlıdır. Alt kat çoğunlukla yarım olup, hayvanların barındığı ahır olarak kullanılır. Üst kat ise geriye doğru arttırılmak suretiyle genişletilmiştir. Bu meskenlerin yapımında toprak, taş ve ahşap malzemelerden yararlanılmıştır. Ahır olarak kullanılan alt kat tamamen kesme taşlardan yapılmıştır. Üst kat ise; daha çok ahşap malzemeden inşa edilmiştir. Ahşap malzemelerin yanında taş ve çamur kullanıldığı görülür. &#8220;Dolma&#8221; denilen ağaç aralarının taş ve çamurla doldurulması suretiyle üst kat inşa edilir. Üst kat iki bölüme ayrılır. Geriye doğru arttırılmış bu katın bir kısmı salon ve mutfak görevi gören, içinde &#8220;ocaklık&#8221; , el-ayak ile kap-kacak yıkanan &#8220;suluk&#8221;, onun yanında duvara monte edilmiş &#8220;oflan&#8221; adı verilen ve mutlak malzemelerinin konulduğu ahşap dolabın bulunduğu bölümden oluşur. İkinci bölüm ise yatma yeri olarak kullanılan iki oda ile bu odalar arasında yer alan kiler’den oluşur. Kilerin girişinde içine kuru kumanyanın konulduğu ambar</strong></em></p>
<p><em><strong>mevcuttur. Bir oda da ateş yakılan ocaklığın bitişiğinde bulunur. Odaların bir köşesinde banyo olarak kullanılan tabanı beton, 1–1,5 m.2 genişliğinde &#8220;keyriz&#8221; adı verilen suluk bulunur. Odaların kenarları, taban ve tavanları ahşap döşemedir. Üst katı oluşturan iki bölüm &#8220;hayat-gayat&#8221; denilen tahta bölme ile birbirinden ayrılır. Enini 50 cm. olan bu koridor. Odalar ile mutfak görevi gören bölüm arasında uzanır. Genelde eski tip meskenlerin biri kuzey-diğeri güney olmak üzere iki kapısı vardır. Konutlara girişte genellikle güney kapısı kullanılır. Kuzeye açılan kapı ise daha az kullanılır. Üst katın yerden yüksek olması nedeniyle üst katta yer alan giriş kapısına taştan yapılmış bir merdivenle çıkılır. Bu merdivenlerin yüksekliği 1,5–2 m.&#8217;dir. Yörenin yıl içinde bol miktarda yağış alması nedeniyle bu konutların tamamının üzeri kar ve yağmur tutmak için çatıyla örtülüdür. Çatı örtü gereci olarak kiremit kullanılır. Eski tip meskenlerde tuvalet geleneksel olarak konutların dışında ve ahşap malzemeden yapılmıştır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Alt katta yer alan ahırın kapı ve pencere ebatları kışın ısıyı muhafaza etmek amacıyla oldukça dar tutulmuştur. Üst katın pencereleri alt kata nazaran da büyüktür. Her odanın 100&#215;80 cm. ebatlarında iki penceresi vardır. Pencereler kepenk adı verilen ahşap bir kapakla kapatılmıştır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Günümüzde eski tip evler giderek ortadan kalmaktadır. Eski meskenlerin</strong></em></p>
<p><em><strong>yerini modern tarzda yapılmış, birbirine daha yakın konutlar almıştır. Bu tip meskenler iki ve çok (3–4) katlı olarak yapılırlar. Tamamıyla çimento, tuğla, kum, demir, kereste kullanılarak inşa edilen bu tür konutların şehir ve kasabalardaki meskenlerden pek farla yoktur. Topografyanın eğimi nedeniyle alt kat yine yarım olup, ahır olarak kullanılır. Geriye arttırılmış üst kat ya da katlarda ise; tamamen modern plan uygulanmıştır. Bu meskenlerde geleneksel yapı terk edilmiş, evler modern tarzda yapılmış, mutfak, salon, odalar, tuvalet ve banyo gibi bölümlerden oluşmuştur. Tuvalet evin iç kısmında ve banyo ayrı bir bölme olarak inşa edilmiştir. Üretilen fındığın harmanlanıp kurutulması için &#8220;düz çatı&#8221; tercih edilmiştir.</strong></em></p>
<p><em><strong>Ulaşım sisteminin gelişmesi ve daha çok köy dışında çalışmak suretiyle elde edilen gelirlerle halkın sosyo-ekonomik yaşam düzeyinin yükselmesi dolayısı ile inşaat malzemelerinin kolayca temin edilmesi sayesinde modern evler yaygınlaşmıştır.</strong></em></p>
<p><em><strong>2-a Mesken Eklentileri</strong></em></p>
<p><em><strong>2-a-l Serander.</strong></em></p>
<p><em><strong>Halk dilinde &#8220;paska&#8221; denilen bu yapı, tahıl. ambarı manasına gelir. Tamamen bir Türk yapı özelliği gösteren seranderler aynı zamanda bir mutfak,</strong></em></p>
<p><em><strong>kiler vazifesini görmektedirler. İlk zamanlar bahçelerde üretilen veya dışarıdan satın alınan, aile bünyesinde uzun süre (bir yıl veya daha fazla) tüketilecek gıda maddelerinin saklanıp muhafaza edilmesi amacıyla inşa edilmiştir. Fakat bugün bu fonksiyonlarını kaybederek daha çok hayvanların beslenmesinde kullanılan ince yemlerin (kepek, küspe) ve bazı tarımsal aletlerin (kazma, kürek, orak vs.) saklandığı depo olarak kullanılmaktadır. Toprak zeminde 1,5–2 m. yüksekliğinde ve payandalarla desteklenmiş direk taşlan üzerine oturtulan 4 veya 6 ağaç direğin üzerine inşa edilmişlerdir. Ağaç direğin gövde ile birleştiği uç kısma ağaçtan yapılmış direk şapkaları yerleştirilmiştir. Bunun amacı fare veya yabani hayvanların üst kata çıkmasını engellemektir. Seranderlerde depo vazifesi gören bölümün ön kısmına, gerektiğinde oturulabilecek yazlık &#8220;sofa&#8221; da ilave edilmiştir. Asıl gaye ürünleri bozulmadan uzun süre muhafaza etmek olduğu için deponun zemin ve duvarlarında uygun delikler açmak suretiyle hava sirkülâsyonu sağlanmıştır. Seranderlerin çatısı, tahta mertekler üzerine kiremit dizmek suretiyle oluşturulmuştur. Ancak son yıllarda meskenlerde olduğu gibi seranderlerin inşaasında kullanılan ahşap yapı malzemesinin yerini biriket, çimento, tuğla, vs. gibi malzemeler almıştır. Fakat seranderler çok sık rastlanan eklentilerden sayılmazlar.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>Merek</strong></em></p>
<p><em><strong>Araştırma sahamızda en çok rastlanan eklentiler mereklerdir. Her ne kadar hayvancılık ekonomik olarak yapılmıyorsa da her ailenin en az bir ineği vardır. Sığırlara kışın yedirilmek üzere yazdan kurutulan otların ya da kurutulmuş olarak satın alınan yonca, saman gibi kaba yemlerin saklanıp muhafaza edilmesi amacıyla inşa edilmiştir. Meskenlerin yakınında tamamen ahşap malzeme kullanılarak, basit bir tarzda, ağaç direkler üzerine yapılan mereklerin üzeri iki yana doğru eğilmiş saç ile örtülmüştür.</strong></em></p>
<p><em><strong>NÜFUS VE NÜFUS HAREKETLERİ</strong></em></p>
<p><em><strong> Nüfus ve Nüfus özellikleri</strong></em></p>
<p><em><strong>Sayım yıllarına göre 1960–1999 köyün nüfusunu incelediğimiz zaman artış ve azalışların düzenli bir seyir izlediğini görürüz. Nitekim 1960–1980 devreleri arasında az da olsa köyün nüfusunda sürekli artışlar olduğu görülmektedir. 1960 yılı itibariyle 2046 kişi olan nüfus, her beş yılda düzenli bir artış göstererek 1980 yılında 2720 kişiye çıkmıştır. Bu tarihler arasında köy göç hareketleri (özellikle yurt dışına yapılan göçler) ve ölümler nedeniyle nüfus yönünden bir kayba uğraşmışsa da yüksek doğum oranlan daha ağır basarak nüfusun artmasında etkili olmuştur. 1960 yılında başlayan ve özellikle Avrupa&#8217;ya yapılan göç 1970 yılından itibaren hızlandıysa da, göçler ailece gerçekleştirilmediği için köy nüfusunun artmasında bir engel teşkil emememiştir. 1980 yılından sonra köyün nüfusunda bir azalma söz konusudur. Bu tarihte 2720 kişi olan köy nüfusu 1997&#8242;de 1085 kişiye düşmüştür. Bunun nedeni doğum oranının düşmesi yanında dışarıya olan iç ve dış göçlerle açıklanabilir. Çünkü 1980 yılından itibaren hem göç hareketlerinde hızlı bir artış yaşanmış hem de göç eden kişiler yanlarında ailelerini de **ürmeye başlamışlardır. 1999&#8242;da nüfus iyice azalarak 894 kişiye düşmüştür. Fakat bu tarihteki nüfusun azalışını farklı bir nedene bağlamak mümkündür. Köyün nüfusu ilk defa 1999 yılında ikiye bölünmüştür. Değirmencik Köyü&#8217;ne bağlı olan Mahtela Mahallesi 1999 nüfus sayımında Değirmencikten ayrılıp Birlik Köyü adı altında müstakil muhtarlık oldu. Dolayısıyla da köy nüfusu ikiye bölündü ve Değirmencik Köyü&#8217;nün nüfusu da azalmış oldu. 1960 tarihinde 2046 kişi olan köy nüfusu 1999&#8242;da 894 kişiye düşmüştür.</strong></em></p>
<p><em><strong>Kaynak: DİE. Genel Nüfus Sayımları, 1960-1997, Trabzon Pervane Sağlık Ocağı Tabipliği, Ağustos ,1999</strong></em></p>
<p><em><strong>Değirmencik Köyü Nüfusunu, komşu köylerin nüfusu ile</strong></em></p>
<p><em><strong>Karşılaştırdığımızda; 1997 yılında Değirmencik Köyü nüfusunun Pervane Köyü</strong></em></p>
<p><em><strong>nüfusundan sonra ikinci sırada yer aldığını görürüz. Pervane 1284 kişilik nüfusu</strong></em></p>
<p><em><strong>ile birinciliği alırken, Hasköy 170 kişiyi ancak bulan nüfusu ile son sırayı alır.</strong></em></p>
<p><em><strong>Yüzde olarak ifade etmek gerekirse Değirmencik Köyü nüfusu komşu köylerle</strong></em></p>
<p><em><strong>birlikte toplam nüfusunun %23&#8242;e yakın bir kısmını teşkil eder. Bu oran Pervane</strong></em></p>
<p><em><strong>için %27, Hasköy için %3.5tir.</strong></em>
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D262&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=262" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=262&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=262</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarım</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=259</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=259#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 13:05:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Değirmencik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[TOPRAK REJİMİ VE İŞLETME TİPLERİ İktisadi yönden geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan aile yok denecek kadar azdır. Çünkü ailelerin geniş tarım toprakları ve çok sayıda hayvanları bulunmaz. Köyde tamamen topraksız aile yoktur. Fakat sahip olunan toprağın büyüklüğü yönünden önemli farklılıklar göze çarpar. Bir ailenin sahip olduğu en küçük toprak alan 1 dönümdür ve bu ailelerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/wwww.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-260" title="wwww" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/wwww.jpg" alt="" width="640" height="480" /></a>TOPRAK <span style="color: #ff0000;"><strong>REJİMİ VE İŞLETME TİPLERİ</strong></span></p>
<p><span style="color: #800000;"><strong>İktisadi yönden geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan aile yok denecek kadar azdır. Çünkü ailelerin geniş tarım toprakları ve çok sayıda hayvanları bulunmaz. Köyde tamamen topraksız aile yoktur. Fakat sahip olunan toprağın büyüklüğü yönünden önemli farklılıklar göze çarpar. Bir ailenin sahip olduğu en küçük toprak alan 1 dönümdür ve bu ailelerin sayısı az değildir. En fazla araziye sahip olan ailenin toprağı ise 50 dönümdür. Bu araziden 5,5 ton fındık elde edilir. Bazı ailelerin topraklarının alanı ise 5–10 dönüm kadardır. Buna rağmen bir kaç aile dışında mutlaka her ailenin geçinmek için bir işi vardır. Çünkü sahip olunan toprağın tamamı tarıma elverişli değildir.</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Köyde tabiat, üzerinde tarım yapmaya uygun düzlük alanlar konusunda oldukça hassas davranmıştır. Köyde ormanlık alanlar geniş yer tutar. Fakat hiçbir zaman orman alanları açılarak tarım alanı haline dönüştürülmek düşünülmemiştir. Zaten eğimli olan köyde orman alanlarının tahribi toprak erozyonuna sebep olacağından böyle bir uygulama söz konusu olmamıştır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde ticari amaç hiçbir zaman düşünülmemiştir. Bu faaliyetler geçim teminine yöneliktir. Bu nedenle iki faaliyet türü ayrı ayrı değil birlikte yürütülür. Yani tarımla uğraşan bir aile aynı zamanda hayvancılıkta yapar. Tarım alanları içinde mısır tahılı ile fasulye, patates, karalâhana, biber, patlıcan gibi sebzelerin yetiştirildiği tarla alanları önemsizdir. Fındık ve çay gibi bahçe tarımı, tarım alanları içinde en fazla paya sahiptir, hayvanlar için mera alanı yoktur.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Geçmiş yıllar ile bugüne baktığımızda mülk rejiminde herhangi bir değişiklik olmadığını görürüz. Herkesin kendine ait tapulu arazisi vardır. Yancılık veya kiracılık sistemi hiçbir zaman uygulanmamıştır. Zaten geçim tipi tarım faaliyetleri yancılık veya kiracılığa müsaade etmez. Göç eden aileler topraklarını yakın akrabalarına bırakırlar ve toprak onlar tarafından işletilir. Ancak elde edilen mahsul tamamen araziyi işletene aittir. En önemli mahsul fındıktır. Göç eden ailelerin çoğu yazın gelerek fındığını kendisi toplar ve dolayısıyla fındık asıl sahibi için yan gelir durumunda sayılır. Fakat fındık da dahil topraklarım birinci dereceden akrabalarına bırakan aileler de vardır. Bunlar köydeki toprağa hiçbir zaman ihtiyaç duymayan gurbetçilerimizdir.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Köyde ağalık veya beylik sistemi hiçbir zaman egemen olmamıştır. Günümüzden yaklaşık 100–150 yıl önce çevre köylerde ağalık sistemi hakimken, köyün ileri gelenlerinden Koç Ali&#8217;nin oğlu Bayraktar’ın çabalarıyla bu sistem sahamıza yerleşmemiştir. Rivayete göre; köyün güneyden komşusu olan</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Pervane’nin ileri gelenlerinden Suiçmez Oğulları (Ağalar) köyümüzdeki Başmahalle Camisi&#8217;nin alt tarafında düz bir alana konak yapmak için kereste yığmışlardır. Suiçmez Oğullarından ağa burada oturan kişileri uzak bir köy olan Zimla&#8217;ya sürüp, kendisi sülalesiyle birlikte buraya yani Değirmencik Köyü&#8217;ne yerleşmek istediğini belirtmiştir. Ağanın bu isteğini Bayraktar kabul etmeyince araları açılmıştır. Bayraktar, ağanın isteğini kabul etmediğini yazdığı bir mektupla bildirmiştir. Bayraktar, mektup ağanın eline geçtiği sırada köye yığmış olduğu kerestesini yakmıştır. Yine rivayete göre ağanın tepkisine tedbir olarak 7 taş işçisiyle 3 gün 3 gece kendi evinin üst kesiminde bir kale yaptırmıştır ve böylece köye ağanın egemen olmasına engel olmuştur. O gün bugündür köyde ağalık sistemine rastlanmaz.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;"> TARIM METODLARI, KULLANILAN ALET VE MALZEMELER</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Köyde tarım faaliyetleri tamamen geçimi sağlamaya yetmez. Yine de, geçim tipi tarım faaliyetleri köy halkı için önemlidir. İklim şartlarının ılıman olması ve her mevsim yağışlı geçmesi nedeniyle hiçbir yerde sulamaya ihtiyaç duyulmaz. Bu yüzden kuru tarım metodu uygulanır. Köyde en fazla yetiştirilen tındık ve çay bitkisi iklim şartlarına son derece uygunluk gösterir. Fındık ve çayın yetiştirildiği bahçe tarımı önemlidir. Tarla tarımı alanları ise tarımsal faaliyet alanları içerisinde çok az bir yer tuttuğundan ve iklim şartlarının yetiştirilen çeşitli sebzeler için elverişli olduğundan dolayı münavebe denilen nöbetleşe ekime ve nadasa bırakma olayına ihtiyaç duyulmaz.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Tarım alanlarında modern tarım, aletleri pek kullanılmaz. Traktör, biçerdöver, mibzer gibi modem tarım aletlerinin kullanılması için hem tarım topraklarının en az 2 ha. (20 dekar) olması hem de tarım arazisinin düz veya düze yakın olması gerekir. Mevcut morfolojik şartlar ne 2 ha. geniş tarım topraklarına ne de düz alanlara imkan tanımıştır. Tarla alanları hem çok küçük hem de engebeli olan araziye dağılmış parçalar halindedir. Geniş., fındık ve çay bahçelerinde ise modern tarım aletlerine ihtiyaç duyulmaz. Fakat son yıllarda fındık toplandıktan sonra fındığın zulufundan ayrılıp harmanlanması &#8220;patoz&#8221;&#8216; denilen modern fındık harmanlama makinesiyle yapılmaktadır. Fakat fındık harman makinesi kullanmayan aileler de vardır. Ulaşım imkanları bazı yerlerde yetersiz kalmıştır. Yani meskenlerin yolların uzağında bulunması yahut yolların meskenlere ulaşamamasından dolayı fındık harman makinesi da kullanılamamaktadır. Fındıkların patosun gelebilecek olduğu en yakın yere taşınması, zulufundan ayrıldıktan sonra tekrar geri **ürülmesi zahmetli bir iş olduğundan, yola uzak olan aileler patozu pek tercih etmezler. Fındığı çok az olan aileler patoza ihtiyaç duymaz. Yine de köyde çoğu aile fındık harman makinesinden faydalanmaktadır. Fındık harman makinesi köyde 1 tanedir. 1 tane de köy dışından getirilmek suretiyle köylünün fındığı kolaylıkla zulufundan ayrılmaktadır. Önümüzdeki yıllarda şu an piyasada bulunan ev patoslarının yaygınlaşmasıyla yolun ulaşmadığı yerlerde de aileler modern makineden faydalanacaktır, önceki yıllarda çay sadece elle toplanırdı, günümüzde ise el makaslarıyla toplanmaktadır. Tarım toprakların da geleneksel tarım aletlerinden çapa (kazma ), bel, tırmık, tırpan, orak gibi aletler kullanılmaktadır. Bunların haricinde köyde 7 tane sırt pulverizatör, 1 tane motorlu pulverizatör, 10 tane tozlayıcı, 40 tane ot tırmığı ve 50 tane de krema (süt) makinesi bulunmaktadır. Tarım topraklarında 1970&#8242;den beri suni gübre kullanılmaktadır. Hayvan gübresi kullanımı hayvanların azalmasına paralel olarak azalmıştır. Bu da köylüyü suni gübre kullanmaya teşvik etmiştir. Suni gübrenin devlet tarafından sübvanse edilmesi, çiftçinin gübre almasını kolaylaştırmıştır. Suni gübre kullanmayan çiftçi yoktur. Gerek hayvan gübresi gerekse suni gübreler daha çok fındık ve çay bitkileri için kullanılır. Köyde birkaç aile fındık ocaklarına kireç dökmektedir. Bunun dışında ilaçlama pek yapılmamaktadır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Netice itibariyle her ne kadar modern tarım uygulamasına yönelik imkânlar artmaktaysa da köyde hala &#8220;ekstansif&#8221; tarım metodunun hüküm sürdüğünü söyleyebiliriz.</span></strong><br />
<strong><span style="color: #800000;">TARIM ALANLARININ DAĞILIŞI VE İZAHI</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Köy 1999 yılında ikiye bölündüğünden tarım alanlarının dağılışı Tarım İlçe Müdürlüğü tarafından tespit edilmemiştir. Çünkü köyün batı sınırı kesinlik kazanmamıştır.</span></strong><br />
<strong><span style="color: #800000;"> ELDE EİLEN ÜRÜN VE GELİR MİKTARI</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Tarım arazilerinden elde edilen ürünler fındık ve çay hariç miktar bakımından oldukça sınırlı olup ekonomik bakımdan da önemsizdir. Üretilen başlıca tarım ürünleri şunlardır:</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Fındık: Köyün iklimi, bitki örtüsü ve toprak özellikleri fındık bitkisinin yetiştirilmesine tamamen müsaittir. Fakat fındık bitkisinden elde edilen ürün miktarı bütün yıllar aynı değildir. Çünkü fındık bitkisi genetik olarak bazı yıllar çok ürün verir. Fındık üreten her aile düzenli olarak bahçesini gübreler. Fakat ilaçlama ve fındık ocaklarını çapalama gibi bakım işleri pek yapılmadığından fındık bahçelerinden yüksek randıman elde edilmez.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Üretimin iyi olduğu yıllarda toplam 150 ton fındık elde edilir. 1999 yılında toplam fındık üretimi 140 ton kadardır. Köyde en az fındık üreten ailenin</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">toplam fındık üretimi verimli yıllarda 200 kg.dı. En fazla ise üretim ise 5,5 tondur. Köyde 70 ailenin toplam fındık üretimi verimli yıllarda 1 ile 3 ton arasındadır. Yılda 3 ton fındık üreten bir aile normal şartlarda geçimini sağlayabilir. Fakat yine de sadece fındık ile geçinen aile yoktur. Her ailenin mutlaka fındık dışında bir işi vardır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Çay: Köyde çay bitkisi de fındık bitkisi gibi doğal yetişme şartları uygun olduğundan yaygın olarak yetiştirilmektedir. Çay, üretilen ürünler içerisinde gerek üretim miktarı, gerekse ekonomik değeri bakımından fındıktan sonra ikinci sırada yer alır. 169 hanelik köyde her ailenin fındık bahçesi varken, çay bahçesi olan aile sayısı 75&#8242;tir. Yani köylünün yarıdan azı çay yetiştirir. Çay bahçelerinin alanı fındık bahçelerine göre çok daha azdır. Yıllık toplam yaş çay üretimi 100 tona yakındır. En az yaş çay üreten ailenin toplam üretimi 150–250 kg.dır. 150–250 kg. yaş çay üreten 10 aile vardır. Bunlar ürettikleri yaş çay yaprağını satmayıp, fabrika veya çay atölyelerinde kuru çay haline getirerek yıllık ihtiyacı olan kuru çayı temin ederler. Yani üretim ihtiyacı karşılayacak kadardır, en fazla yaş çay üreten ailenin yıllık üretimi 4 tondur. Çay üreticisi 75 aileden 50&#8242;si 1 ile 4 ton arasında yaş çay üretir. 15 aile de ortalama 500 kg. üretim gerçekleştirir.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Diğerleri: Bunlar arasında üretim fazlalığı yönünden mısır birinci sırada gelir. Mısır tahılından sonra ikinci sırayı sebzelerden fasulye alır. Diğer bir ürün de patatestir. Fakat bu ürünlerin hiç birinin ticari değeri yoktur. Hatta geçim amaçlı bile üretilmezler. Fasulye dahil bütün sebzeler pazardan satın alınarak ihtiyaç karşılanır. Köylü boş zamanlarını değerlendirmek ve kendi ürettiği fasulyeden kışlık turşu ve konserve yapmak için tarla tarımı ile uğraşır. Çünkü geçim amaçlı tarla tarımı yapacak tarım arazisi yoktur. Mısır üretimi de ihtiyacı karşılamaya yetmez. Çoğu aile mısır unu satın alır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Bunların dışında karalâhana, kabak, biber, patlıcan, yeşil soğan, marul,</span></strong><br />
<strong><span style="color: #800000;">domates gibi çeşitli sebze türleri de yetiştirilmektedir. Ancak bunun üretimi son</span></strong><br />
<strong><span style="color: #800000;">derece azdır. </span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">1970&#8242;li yıllara kadar tarımsal faaliyetlerde mısır birinci sırada yer alıyordu. Fakat mısırın ekonomik değeri azalınca tarla alanları fındık ve çay bitkisi dikilerek bahçe alanına çevrilmiştir. Köyde bulunan tarla alanlarının azalışının sebebi budur.</span></strong><br />
<strong><span style="color: #800000;">HAYVANCILIK FAALİYETLERİ VE EKONOMİK DEĞERİ</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Yerleşmenin ilk yıllarından beri süre gelen hayvancılık faaliyetleri iktisadi yönden önemsizdir. Yani hayvancılığın ticari bir değeri yoktur. Köyün sahip olduğu çevre şartlan hayvancılık için fazla alternatif oluşturmaz. Çünkü çayır ve otlakların geniş yer tuttuğu mera alanları yoktur.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Büyükbaş Hayvancılık</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Köyümüzde yaygın olan hayvancılık faaliyeti büyükbaş hayvancılıktır. Köyde hemen her ailenin en az bir tane büyükbaş hayvanı bulunur. Köyde hiç hayvanı olmayan 2-3 aile vardır. Bir ailenin ortalama büyükbaş hayvan sayısı 2&#8242;dir. Bir aileye ait olan en fazla büyükbaş hayvan ise 6&#8242;dır. 1999 yılında yaptığımız anketlere göre büyükbaş hayvan varlığı 223 adettir. Bu miktar toplam hayvan varlığının %62&#8242;si kadardır. Büyükbaş hayvan türlerinden sadece sığır beslenir. Sığırın yanında bir de dananın beslendiği de görülür. 1998 yılı rakamlarına göre ise köyde 250&#8242;si yerli, 517’si Melez (Jersey) olmak üzere 764 sığır cinsi ve 10 tane de manda beslenirdi. 1999 yılında bu miktarın azalışının sebebi, Mahtela Mahallesi&#8217;nin 1999 yılı nüfus sayımında Değirmencik Köyü&#8217;nden ayrılıp Birlik Köyü adı altında müstakil muhtarlık olmasıdır. Çünkü Mahtela Mahallesi 10.200 hektar mera arazisine sahipti ve yaylacılık faaliyetleri yaygın olarak yaşanırdı. Dolayısıyla mandaların tamamı sığırların yarıdan fazlası Mahtela Mahallesi&#8217;nde yetiştiriliyordu. Bu mahallenin köyden ayrılmasıyla köydeki hayvan varlığı da doğal olarak azalmıştır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Büyükbaş hayvan yetiştiren aileler çoğunlukla hayvanı sütü, yağı, yoğurdu ve peyniri için beslerler. Elde edilen hayvansal ürünler köy içinde tüketilir. Zaten her ailenin beslediği ortalama 2 hayvan ancak kendi ihtiyacını karşılamaya yeter. Hatta bazen yağ, peynir, süt, yoğurt v.s. satın alınır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Büyükbaş hayvancılığın birçok sorunu vardır. Beslenen sığırlar kültür ırkı olmayıp , et ve süt verimleri düşüktür. Mesela kültür ırkı olan montofon , holstein ve jersey sığır cinslerinin canlı ağırlığı 500-700 kg. ve süt verimleri de yılda</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">1000–6000 kg.&#8217;dir. Yerli sığırların canlı ağırlığı ise 200 kg. &#8216;ı , süt verimleri de</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">1500 kg.&#8217;ı geçmez.</span></strong><br />
<strong><span style="color: #800000;">-Küçükbaş Hayvancılık</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Köyde küçükbaş hayvancılık pek gelişmemiştir. Çünkü küçükbaş hayvancılık faaliyeti hem fazla zahmetlidir hem de daha az ekonomiktir. Bilindiği gibi koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanlar daha çok büyük sürüler halinde beslendikleri zaman daha ekonomik olurlar. Köyümüzde çayır ve otlakların geniş yer tuttuğu mera alanlarının olmayışı büyük sürülerin oluşmasını engeller. Küçükbaş hayvanları ahırda beslemek hem zahmetli hem de masraflı olduğundan tercih edilmez. Fakat gene de geçmiş yıllarda küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yaygındı. Küçükbaş hayvanlardan en çok koyun yetiştirilirdi. Bugün ise küçükbaş hayvancılık yok olmak üzeredir. Çünkü sadece 1–2 aile koyun yetiştirir. Toplam</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">koyun sayısı 122 adettir Bu miktar toplam hayvan sayışıma %34&#8242;ü kadardır. Koyunlar çoğunlukla canlı olarak satılırlar.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;"> Kümes Hayvancılığı</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #800000;">Köyde kümes hayvancılığı yok denecek kadar azdır. 1999 yılı yaptığımız anketlere göre kümes hayvanı varlığı 10 adettir. Bu da toplam hayvan varlığının %4&#8242;ünü oluşturur. Kümes hayvanlarının hepsi tavuktur. Sadece 4 ailenin tavuğu vardır. Eskiden- kümes hayvancılığı daha yaygındı. Bugün ise kümes hayvanları bağ ve bahçelere zarar verdiğinden tercih edilmemektedir.</span></strong></p>
<p><!-- / message --><!-- sig -->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D259&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=259" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=259&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=259</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçim Kaynakları</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=256</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=256#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 12:56:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Değirmencik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[SATILAN MALLAR VE ELDE EDİLEN GELİR Köyün dışarıya sattığı mallar oldukça sınırlıdır. Bunlar sadece fındık ve çaydır. Üretilen fındığın tamamına yakını satılır. Yıllık olarak üretilen 140 ton fındıktan yaklaşık 100 milyar TL. gelir elde edilir.(1999 yılı rakamlarıyla) Satılan ikinci ürün çaydır. Yaş çay üreten her aile, ürettiği yaş çaydan kendi ihtiyacını karşılayacak kadar kuru çay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><strong><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/4f81.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-257" title="4f81" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/4f81.jpg" alt="" width="677" height="280" /></a></strong></p>
<p><strong>SATILAN MALLAR VE ELDE EDİLEN GELİR</strong></p>
<p>Köyün dışarıya sattığı mallar oldukça sınırlıdır. Bunlar sadece fındık ve çaydır.</p>
<p>Üretilen fındığın tamamına yakını satılır. Yıllık olarak üretilen 140 ton fındıktan yaklaşık 100 milyar TL. gelir elde edilir.(1999 yılı rakamlarıyla) Satılan ikinci ürün çaydır. Yaş çay üreten her aile, ürettiği yaş çaydan kendi ihtiyacını karşılayacak kadar kuru çay yaptırır. Geriye kalanını satarlar. 1999 rakamlarına göre üretilen 100 ton yaş çaydan elde edilen yıllık gelir 7.5 milyar T.TL’dir.</p>
<p>Köylüler fındığı kendileri **ürüp, esnaf veya tarım satış kooperatiflerine satmakladır çay ise hem devletin kurduğu çay fabrikalarına hem de özel sektöre satılır çayı köyden devlet veya özel sektör tarafından gönderilen kamyonlar alıp, fabrikaya **ürür çay paraları daha sonra üreticilere ödenir. Fındık ve çayın dışında köylünün sattığı hiçbir ürün yoktur Aksine bütün ürünler satın alınır.</p>
<p><strong>İHTİYAÇLARIN TEMİNİ</strong></p>
<p>Köylü ihtiyaçlarının tamamını dışarıdan satın alır. Köyde dar alanlarda mısır tahılı ile fasulye, patates, elma, armut, üzüm gibi çeşitli sebze ve meyveler yetiştirilmekte ise de bütün tarımsal ürünler pazardan satın alınır. Bunların dışında şeker, un, tuz, pirinç, makarna, sıvı yağ gibi zaruri ihtiyaçlar Araklı pazarından temin edilir. Araklı pazarı köye en yakın ve en çok gidilen pazardır. Perşembe günleri kurulur. Salı günleri kurulan Sürmene pazarına da değişiklik olsun diye zaman zaman gidilir. Perşembe günleri hemen her haneden bir veya birkaç kişi pazara ulaşmak için Araklıya iner. Maksat sadece ihtiyaçları temin etmek değildir. Pazar bahanesiyle vakit geçirmek ve değişiklik yapmak için Araklıya inenler de olur. İhtiyaçların karşılanması için pazarın kurulmasını beklemek şart değildir. Zaten köyde yaşayan erkeklerin çoğu hemen hergün ilçeye iner. Hazır gelmişken ihtiyaçlarım da temin ederler. Kadınlar ise ihtiyaç duydukları her an çarşıya inerler Gıda maddeleri haricindeki diğer maddeler(giyecek\ ev araç-gereçleri, inşaat malzemeleri vs.) Araklı ilçesi ve Trabzon ili&#8217;nden sağlanır. Kısaca herkes tıpkı şehirlerdeki gibi bütün ihtiyacını en yakın çarşı ve pazardan temin eder.<!-- / message --><!-- sig -->
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D256&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=256" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=256&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=256</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köye Ulaşım</title>
		<link>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=251</link>
		<comments>http://www.degirmencikkoyu.com/?p=251#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 12:37:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>seyfi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Değirmencik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.degirmencikkoyu.com/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[Değirmencik Köyü&#8217;nün Araklı ilçe merkezine uzaklığı 15 km. kadardır Araklı’nın ikinci derecede önem arz eden yolu 1968 yılında açılan Araklı-Bayburt yoludur Yaklaşık 100 km uzunluğu olan bu yolun Trabzon-Erzurum yolunu 90 km kısaltması .önemini ortaya koymaktadır. Bugün Araklı&#8217;dan itibaren bu yolun 10 km.si asfalttır. Yolun 3-4 km.lik kısmı köyümüzden geçmektedir. Ulaşım bu yolla sağlanır Araklı&#8217;dan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="ilyasbat" style="font-size:13px;"><p><a onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/sdavfasD1.jpg"><img title="sdavfasD" src="http://www.degirmencikkoyu.com/wp-content/uploads/2011/12/sdavfasD1.jpg" alt="" width="645" height="1028" /></a></p>
<p>Değirmencik Köyü&#8217;nün Araklı ilçe merkezine uzaklığı 15 km. kadardır Araklı’nın ikinci derecede önem arz eden yolu 1968 yılında açılan Araklı-Bayburt yoludur Yaklaşık 100 km uzunluğu olan bu yolun Trabzon-Erzurum yolunu 90 km kısaltması .önemini ortaya koymaktadır. Bugün Araklı&#8217;dan itibaren bu yolun 10 km.si asfalttır. Yolun 3-4 km.lik kısmı köyümüzden geçmektedir. Ulaşım bu yolla sağlanır Araklı&#8217;dan itibaren bu yolun 12 km.lik kısmından sonra ulaşıma toprak yolla devam edilir Yaklaşık 3-4 km.lik yol tamamen topraktır. Asfalt yol ile yerleşme merkezleri arasından Karadere aktığından dere engeli köprülerle akılarak toprak yol ile ulaşıma devam edilir. Köyde meskenlerin hepsi yollar üzerinde kurulmamıştır. Çoğu zaman yollar yerleşim yerlerini kendine çekmekte takat özellikle eski meskenler yolların uzağında kalmaktadır, Ham yolların sona ermesinden sonra bu meskenlere patika yollarla ulaşılır.</p>
<p>Araklı&#8217;dan Değirmencik Köyü’nün güneyden komşusu olan Bifera’ya kadar<br />
uzanan asfalt yol 1952&#8242;lerde yapılmıştır. Ham yollar ise 1980&#8242;de yapılmıştır. Ham<br />
yollar yapılmadan önce Karadere&#8217;dcn itibaren ulaşım tamamen patika yollarla<br />
sağlanırdı. Arazinin engelli olması yolların da eğimli olmasına neden olmuştur.<br />
Bu nedenle sağanak yağışlardan sonra yollar zaman zaman bozulur. Kışın kar<br />
yağdığında ham yollar 1–2 gün kapanır Bugün ham yolun bir kısmı beton<br />
yapılmış, bir kısmı da beton yapılmaya hazır hale getirilmiştir, (köylünün maddi<br />
desteği ile)</p>
<p>Asfalt yol ile ham yol arasındaki dere engeli köprülerle geçilir. Bugün bu yolları birbirine bağlayan iki köprü faal durumdadır. Bir de eskiden kalma taş kemer köprü vardır Araklı-Bayburt arasındaki yolda geçişi sağlayan eskiden kalma taş kemer köprülerden en önemlisi olan Değirmencik (Ağnos Hanları) Köprü bugün bu fonksiyonunu kaybetmiş durumdadır. Bu yol asfalt yol ile köyün bağlantısının sağlanmasında da kullanılmaktadır. Çünkü köprünün çıkışındaki ham yol, köyün girişinde başka bir köprü ve yolun yapılmasıyla iptal edilmiştir.</p>
<p>Değirmencik Köyü ile Araklı arasında çalışan 3 tane minibüs vardır. Bu minibüslerin en yoğun tempoda çalıştığı gün Perşembe günüdür. Çünkü Perşembe günü Araklı&#8217;da pazar kurulmakta ve Araklı’ya inen köylülerin sayısı da artmaktadır. Gerek yolların ulaşıma elverişli olması, gerekse her saatte Araklı&#8217;da minibüslerin hazır bulunmasına rağmen Perşembe günü dışında ulaşımda sıkıntı yaşanmaktadır. Çünkü minibüsçüler çoğu zaman hiç boş yer kalmayacak şekilde yolcu alırlar. Her saat başı köye gidecek en az 15 kişinin bulunması zor olduğundan minibüsler çoğu zaman 2–3 saatte Pazar günleri ise 3–4 saatte bir köye</p>
<p>hareket etmektedir Köyden Araklıya inmek daha kolaydır. Çünkü çoğu zaman köylüler asfalt yola kadar yürümektedirler. Asfalt yoldan geçen herhangi bir vasıtaya binmek suretiyle kolayca Araklı&#8217;ya ulaşmaktadırlar. Kısaca günün her vakti köy ile ilçe merkezi arasında çalışan minibüs bulmak zordur.
<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.degirmencikkoyu.com%2F%3Fp%3D251&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:75px"></iframe></div>
<div id="bgh"><ul><h2>Belirli Gün ve Haftalar</h2><li>Bu hafta Müzeler Haftası</li><li><li>Bu hafta Gençlik Haftası</li></ul></div><p class="fbconnect_share"><fb:share-button class="url" href="http://www.degirmencikkoyu.com/?p=251" /></p></div><img src="http://www.degirmencikkoyu.com/?ak_action=api_record_view&id=251&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.degirmencikkoyu.com/?feed=rss2&#038;p=251</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

